......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 277777
YORUM MANŞET
İLK DERS ZİLİ ÇALDI
İLK DERS ZİLİ ÇALDI

  İLK DERS ZİLİ ÇALDIHatay Valisi Rahmi Doğan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı ile Kisecik Şehit Bestami Güler Ortaokulu’nun açılışı vesilesiyle düzenlenen törene katıldı.

Vali Doğan ve beraberindeki heyet birlikte okulun açılış kurdelesini keserken, Vali Doğan 2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk ders zilini çaldı.

Şehit Bestami Güler Ortaokulu’nda gerçekleşen törene Vali Doğan’ın yanı sıra okula adı verilen Şehit Bestami Güler’in babası Osman Güler, Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Adnan Özkaya, Vali Yardımcısı Aydın Tetikoğlu, Antakya Kaymakamı Orhan Mardinli, Defne Kaymakamı Nevzat Şengök,  İl Jandarma Komutanı J. Alb Uğur Ertekin, İl Emniyet Müdür Vekili Tuncay Pekin, İl Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan, Kurum İl Müdürleri, HESOB Başkanı A. Kadir Teksöz, ATSO Meclis Başkanı Selahattin Eskiocak, siyasi parti temsilcileri ile öğretmen ve öğrenciler katıldı.

Törende Şehit Bestami Güler Ortaokulu öğrencilerinden Zehra Gök’ün “İlköğretim Haftası” adlı şiiri okumasının ardından okula adı verilen şehidimiz Bestami Güler’in özgeçmişi okundu.

İl Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan yaptığı konuşmasında “2019-2020 eğitim öğretim yılına 17 bini geçici eğitim merkezlerinde olmak üzere 430 bin öğrencimiz ve 22 bin öğretmenimizle başlıyoruz. 2019-2020 eğitim öğretim yılının öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm eğitim çalışanlarına hayırlı olmasını diliyor, Şehit Bestami Güler Ortaokulunun açılışına katılan tüm misafirlerimiz başta olmak üzere, Ankara’dan gelerek bize katkı veren Temel Eğitim Genel Müdürümüz Sayın Dr. Cem Gençoğlu’na, emrinde çalıştığımız süre içerisinde bize verdiği güven ve destekle çalışma azmimizi artıran siz Sayın Valimize şükranlarımı arz ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu 2019-2020 eğitim öğretim yılının açılışında Hatay’da bulunmaktan dolayı büyük bir heyecan duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında “Türk milleti olarak küresel anlamda belli bir konumda olabilmek ve ileriye doğru gelişme gösterebilmek adına bilimsel düşünme becerilerine sahip olan, yaratıcı düşünebilen, eleştirebilen, bilgi ve becerilerini davranışa dönüştüren bir nesil yetiştirmek Bakanlığımızın temel amaçlarından bir tanesidir. Bizler bu görev ve sorumluluğun bilinciyle topluma faydalı bir nesil yetiştirmek amacıyla eğitimin tüm paydaşlarıyla bir arada çalışıyoruz. Unutmamalıyız ki eğitimin esasında üç öğesi vardır: öğrenci, veli ve öğretmen. Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima onları yüceltmeye çalışan bireyler yetiştirmek eğitimin ana amaçlarından biridir.” dedi.

Konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Vali Doğan ise 2019-2020 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını temenni ederek “Bu eğitim öğretim yılında yeni bir nesil daha bugün okula başlıyor. Toprağa yeni tohumlar ekiyoruz. Bu çocuklar, ecdattan almış olduğu şuurla bu milleti geleceğe hazırlayacak çocuklardır. Bu yüzden çocuklarımızı çok önemsiyoruz, kıymet veriyoruz, onların iyi bir eğitim alabilmesi için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz.

2019-2020 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Çocuklarımıza başarılar diliyorum, öğretmenlerimize hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Okulumuzun açılışı da hayırlı olsun, tekrar teşrifleriniz için şükranlarımı sunuyorum.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Vali Doğan ve beraberindeki heyet birlikte okulun açılış kurdelesini kesti. Vali Doğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk ders zilini çaldı. Sonrasında sınıfları gezerek ders kitaplarını inceledi ve öğrenciler ile sohbet etti.

(Haber Merkezi)

Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR
Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR

 Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR
Hatay Valisi Rahmi Doğan Türkiye Gazeteciler Hatay Temsilciliği ev sahipliğinde basın mensupları ile buluştu. Vali Doğan basın mensuplarının sorularını cevapladığı toplantıda geçtiğimiz günde Suriye sınırından yaşanan olaylarla ilgili açıklama yaptı.
Geçtiğimiz hafta sınırda bir hareketlilik olduğunu belirten Vali Doğan, sınırlarımızda her türlü tedbirin alındığını söyledi.

Vali Doğan sınırda yaşanan olayların tamamı Türkiye sınırı içerisinde olmadığı tüm olayların sınırın diğer tarafında tampon bölgede yaşandığını vurgulayarak şu şekilde konuştu: “Bizim Hatay sınırımız 288 kilometre kara sınıra sahip. Bizim komşularımız Güney’de rejim güçleri, hemen yanında İdlib’de Suriyeli Muhalifler var. Orada uluslararası anlaşmalar sayesinde gurupların getirildiği bir yer var. Hemen üst tarafımızda ise Afrin var. Koruduğumuz alan çok büyük. 2011 de Suriye de başlayan savaş ve bunun neticesinde muhalefet, radikal guruplar hepsi bir arada. Dolayısıyla çok sorunlu bir bölge. Biz ancak 288 kilometrelik bu sınırın tamamını gerek beton bloklarla, gerekse çeşitli fiziki güvenlik sistemlerle koruyoruz. Dolayısıyla sınırlarımızda her hangi bir açık yok. Çok uzun bir sınırın olmuş olması ve karşı da büyük bir kitlenin toplanmış olması bir risk. Şuan da İdlib’de 3 milyon 750 bin kişi civarında insan yaşıyor. Biz kontrol ettiğimiz Afrin’de bir sorun yaşamıyoruz. Bizim için en sıkıntılı bölge İdlib diye tabir ettiğimiz bölge. Burası sıkıştırılmış bir bölge. 2011’den önce İdlib de yaşayan nüfus 400 bin civarındayken bugün neredeyse on katına çıkmış durumda. İdlib’de savaş başladıktan sonra 10 kez yer değiştiren insanlar var. Bu insanların sıkışıp kaldığını söyleyebiliriz. 2018’de Cumhurbaşkanımızın Putin ile yapmış olduğu anlaşma var. Bu anlaşmayla İdlib’de 12 tane güvenlik noktası oluşturduk. Bu gözlem noktalarında şuan TSK unsurları yer almaktadır. Bu yerleri Hatay Valiliği olarak biz yaptık. Bu mutabakat çerçevesinde 4 milyon insanın içinde radikal unsurlar, provokatörlük yapan insanlar var, kargaşa çıksın isteyen insanlar var. Kimse boş durmuyor. 2018’de ki mutabakatın uygulanmaması adına herkes bir gayret içerisinde. İdlib bölgesindeki saldırılarda ciddi anlamda insan kaybı var. Böyle olunca tekrar göç hareketi başladı. Geçtiğimiz hafta sınırda bir hareketlilik oldu. Asıl protesto rejim protestosuydu. Birileri rejimin İdlib saldırılar adına gösteri düzenleyecekken bir takım ajanlar bunu sanki Türkiye’ye yönelikmiş gibi bir hale soktular. Birkaç gün öncesinden bildiriler dağıtarak insanları provokatör yaptı. Cilvegözü tarafından bir yürüyüş oldu. Biz kimseyi sınırdan almadık. 1 kişi olsa bile sınırdan almıyoruz. Kamuoyuna yansıyan ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin tamamı bizim sınırımızın içinde olan görüntüler değil. Olayların tamamı Cilvegözü sınır kapısının karşısında tampon bölge de meydana gelen olaylardır. Tabi biz tüm güvenlik güçlerimizde bunu önledik. Önlerken de şiddet kullanmadık. Su, TOMA ve gazla bunu engelledik. Sınırlarımızda her türlü tedbir alınmıştır. Bu sınırda toplanan insanlarında asgari ihtiyaçlarını, STK ve uluslararası örgütlerin desteğiyle gidermeye çalışıyoruz. Tabi bu sürede Rusya tarafından ateşkes ilanı geldi. Orada yapılan gösteriler amacına ulaşmıştı fakat burada insanlarımıza bir kaygı verilmeye çalışıldı.” dedi.
(Haber Merkezi)

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar: PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!
Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar: PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar:  PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!Hatay Memur-Sen İl Temsilciliği görüşülmekte olan memur maaş zammı ile ilgili" Emeğe saygı adalete davet" sloganıyla basın açıklaması yaptı.

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar ve sendika başkanlarını katıldığı programda 81 ilde olduğu gibi ilimizde de “Emeğe saygı, Adalete Davet” temasıyla sahaya indi.

Biz Hakem Kurulundan, refahın tabana yayılmasını, gelir dağılımında adaletin sağlamasını istiyoruz, biz, refahtan pay, paylaşımda adalet istiyoruz diyen Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, yaptığı konuşmada “Memur-Sen’in tekliflerinin tümü makul olmasına karşın maalesef kamu işvereni makbul tekliflerle gelmediğinden süreç uyuşmazlıkla sonuçlanmış ve Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gitmiştir.

Biz Memur-Sen olarak, süreç boyunca masanın ve müzakerenin önemine inanarak çözüm üretmeye odaklandık ve sürecin uzlaşmayla sonuçlanması için büyük bir özveriyle çalıştık.

Süreç tıkandığı anda bile “Gelin Hakem Kuruluna 3 günlük başvuru sürecini 1 güne indirelim ve müzakere sürecini 2 gün daha uzatalım, masada sorunları çözelim” dedik ama teklifimiz kabul edilmedi.

Dün dedik bugün de diyoruz: Memur-Sen’in teklifleri milletin talepleridir. Çünkü bu teklifler milletin maşeri vicdanında makes bulmuş adil ve hakkaniyetli tekliflerdir.

Bu nedenle, Kamu İşvereninin, Merkez Bankasının gerek beklenti anketinde gerekse kendi tahmininde ifade ettiği rakamların altında kalan tekliflerle gelmesini kamu görevlilerinin emeğini değersizleştirmek olarak görüyor ve algılıyoruz.

Maalesef, Hakem Kuruluna gitme süreci de Kamu İşvereni tarafından hakkaniyetli yürütülmemiştir. 20 günlük, adeta insanüstü çabalarla görüşülerek üzerinde uzlaşma sağlanan azımsanmayacak sayıda kazanımlarımız Hakem Kuruluna giderken yok sayılmıştır.

Yasanın açık hükmüne aykırı bir şekilde; uyuşmazlık tutanağı düzenlenmeden, bu konuda bağlı sendikalardan hiç biriyle görüşülmeden ve sanki sendikalar imzadan kaçmışlar gibi tespit tutanağı tutulmuştur.

Şayet, kamu görevlilerine teklif edilen zam oranları alın terimizin hakkını teslim eden bir düzeyde olsaydı, enflasyon karşısında eriyen alım gücümüzü güçlendirseydi, ülkenin ekonomik tablosu ve hükümetin açıkladığı rakam ve hedeflerle uyumlu olsaydı elbette Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gitmeye gerek kalmaz ve tarafların tümü için memnuniyet üretilmiş olurdu.

Bir kez daha buradan güçlü bir şekilde vurgulamak istiyoruz: Kamu görevlileri olarak bizlerin asla kabul edemeyeceği tavır, alın terimizin değersizleştirilmesi, taşıdığımız misyonun görmezden gelinmesidir. Milyonlarca insanı ilgilendiren genele ve 11 hizmet koluna ilişkin ve her biri bir sorunun çözümü, bir mağduriyetin giderilmesi anlamına gelen toplam 650 teklifimizin Hakem Kurulu tarafından dikkate alınmasını istiyoruz.

Biz Hakem Kurulundan, refahın tabana yayılmasını, gelir dağılımında adaletin sağlamasını istiyoruz. Biz, refahtan pay, paylaşımda adalet istiyoruz. Biz, kamu görevlilerinin yaşam standardını yükseltecek, emeğin hakkını takdir edecek bir karar bekliyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra yapılan bu ilk Toplu Sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanarak her ne kadar Hakem Kuruluna gitmiş olsa bile, Hakem Kurulunun bu ülkenin bütçesi ve cüssesiyle ve de kamu görevlilerinin beklentileriyle uyumlu bir hüküm ortaya koyacağına inanıyoruz.

Çünkü Memur-Sen olarak biliyor ve diyoruz ki Türkiye; varlığının ve güvenliğinin teminatı olan kamu görevlilerinin maaş, ücret ve alım gücünü yükseltecek ekonomik güce, siyasi özgüvene, politik perspektif ve bilince fazlasıyla sahiptir” dedi.

(Haber: A.Vahit Güraslan)

TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLMemur Sen Hatay İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar, hükümetin açıkladığı zam oranlarını kabul etmenin mümkün olmadığı belirterek “Hükümet; bu teklifin, Yeni, Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerini ve gerçeklerini yok sayanlara can suyu vermek, kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeme kararından da açıkça vazgeçmek olduğunu görmelidir.” dedi.

Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, şube başkanları ve üyeleriyle birlikte sendika binasında yaptığı acıkmada yapılan zam teklifini kabul etmediklerini, yeni ve makul teklifler beklediklerini söyledi.
Hükümet, kalkınmayı önemsediğine, adaleti öncelediğine dair ispatı ve icraatı, toplu sözleşme masasına sunduğu yeni teklifle hem teyit hem de tescil etmelidir diyen Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, açıklamasına şöyle devam etti: “Hükümetin masaya sunduğu ilk teklif; “Güçlü Türkiye imkânsız”, “Büyük Türkiye anlamsız” ve “Yeni Türkiye gereksiz”  fikri sabitinde debelenenler dışında hiç kimsenin aklına yatmaz, gönlünü rahatlatmaz.  Hükümet; bu teklifin, Yeni, Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerini ve gerçeklerini yok sayanlara can suyu vermek, kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeme kararından da açıkça vazgeçmek olduğunu görmelidir. Daha da önemlisi Hükümet, kalkınmayı önemsediğine, adaleti öncelediğine dair ispatı ve icraatı, toplu sözleşme masasına sunduğu yeni teklifle hem teyit hem de tescil etmelidir. 
Memur-Sen Konfederasyonunun ve yetkili sendikalarımızın toplu sözleşme teklifleri; teşkilatımız, üyelerimiz ve kamu görevlilerimiz tarafından duruma uygun, çözüme matuf, içeriği makbul, maliyeti ve mahiyeti makul teklifler olarak kabul gördü. 
Hükümetin masaya sunduğu 2020 ve 2021 yıllarında maaş ve ücretlere yansıtılacak artışlara ilişkin teklifini hatırlayalım; 2020 için % 3,5 + %3 ve 2021 için %3 + % 2,5… Bu oranlar; Hükümetin açıkladığı ekonomik hedeflerle uyumlu değil. Bu oranlar, Hükümet tarafından deklare edilen enflasyon tahminleri ve beklentilerine uygun değil. Hükümetin teklifi, faiz oranlarındaki düşmeyi, kurdaki aşağı yönlü hareketi, elektrik, doğalgaz ve diğer bazı temel ürünlerin fiyatlarındaki yukarıya yükselişi doğrulamıyor ve aksine yok sayıyor. 5. Dönem Toplu Sözleşme masasına dün itibariyle sunulan Kamu İşvereni teklifi; “kamu görevlilerine büyümeden pay vermeme haksızlığı” sona ermesi gerekirken aksine “kamu görevlilerine bütçeden pay vermeme hastalığı” eklenme çabası olarak da görülebilir. 
5. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde Kamu İşvereninden gelen ilk teklifin anlamı; 2020 için yıllık toplamda  %6.60, 2021 için yıllık toplamda  %5.57 oranın da zam yapılması, iki yıllık toplamda ise  %12,54 oranında maaş ve ücretlere artış yansıtılmasını teklif etmektir. Biz, eski Türkiye’nin vehimlerinden beslenen değil Yeni Türkiye’nin güvenine yaslanan bir teklif istiyoruz. 
Türkiye’nin gücüne bizim kadar inanılırsa, Türkiye’nin büyüklüğüne bizim kadar itibar edilirse, 
Türkiye’nin yeni paradigmal çerçevesi bizim gibi anlaşılırsa; anlaşmamızda, adil paylaşmamızda, birlikte ve huzur içerisinde yaşamamızda çok daha kolay karşılanacaktır.
Biz, örgütlü gücümüzü yetersiz tekliflere tepki vermekten kaçınmayız. Fakat biz örgütlü gücümüz için değil hak ettiğimizi bize teslim edecek teklifleri takdir etmek için kullanmak istiyoruz. 
Yeni bir teklif ve yeni bir eşik bekliyoruz. Türkiye’ye inanıyor ve Türkiye’nin gücüne itibar ediyoruz. 
Memur-Sen Hatay İl temsilciliği olarak ilimizdeki Memur-Sen teşkilatlarıyla birlikte toplu sözleşme sürecini yakından takip etmeye, bizleri memnun edecek her konuda destek, üzecek ve gerecek her konuda tepki vermeye hazır olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. 
Diğer taraftan ilimizdeki parti yöneticilerinin, belediye başkanlarının özellikle iktidar partisine mensup milletvekillerinin toplu sözleşme noktasında sorumluluk almalarını Hükümet kanadına yönelik baskı ve beklenti iradesi oluşturmak noktasında bizlerle birlikte hareket etmeleri çağrısında bulunuyoruz. 
Emeğin hakkının verilmesi noktasındaki niyet ve gayretlerimizde bereket, irade ve çalışmalarımızda örgütlü güçten neşet eden kudret temenni ediyoruz.” dedi.
(Haber: A.Vahit Güraslan)

Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama… 35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?
Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama… 35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?

Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama…  35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?Hatay’ın Türkiye topraklarına katılma kararının alındığı tarihi meclis binası geçtiğimiz ay Hatay Valiliği’nin almış olduğu karar doğrultusunda otuz milyon liraya kamulaştırılmıştı. Bu gelişme kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Ancak, Meclis binasında Kültür Sanat Merkezi olarak hizmet veren işletmeciye gönderilen tebligatta Ağustos ayı sonunda binanın boşaltılması istendi.

  Güneyler Grup adına konu ile ilgili gazetemize açıklamada bulunan Mehmet Güney, restorasyonunu tamamlayıp 2009 yılında yeni haliyle hizmete açtıkları tesisin dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından törenle açıldığını hatırlatarak şu bilgilerde bulundu: ‘’Her ne kadar zamanlama ve yöntem hatalarının olduğunu düşünsem de aslında bizler kamulaştırmaya karşı değiliz; Zira şehrin simgesel yapılarından biri olan bu özel binanın Devletimizin uhdesinde kalması beni ve vatandaş olarak herkesi mutlu etmiştir. Lakin gerek sözleşmemizden doğan müktesep haklarımızın iptali, gerekse işletme hakkımız olan 8 yıl gözetmeksizin 60 gün içinde tahliyemizin istenmesi, alternatif bir çözüm sunulmadan ve alternatif bir çözüm bulma müsaade süresi tanınmamış olması, 35 Çalışanımızın bu şekliyle işsiz kalacak olması, telafisi mümkün olmayan maddi manevi zararlar açacaktır. Bölge Milletvekillerimizin sürecin başından buyana “Sizleri Mağdur etmeyeceğiz” sözlerinin tahliyeye günler kala halen somut bir adım atılmamış olması en başta 35 çalışanımız ve ailelerini bu zor ekonomik şartların yaşandığı günlerde derin bir endişeye ve üzüntüye sevk etmiştir.

Bizlere, ‘Gidin bina sahibinden zarar ziyanınızı alın’ denildi. Gerekli davaları açtık lakin artık resmi muhatabımız Hatay Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı’dır. Yaşanılan mağduriyetin biran önce giderilmesini istiyoruz. Bizler binanın kamulaştırılmasına tepki göstermiyoruz.

Bizler Şehrimizde sanatı yaşatıyor kafe kısmıyla insanların nezih bir ortamda sosyalleşmesini sağlayarak aynı zamanda istihdama katkı sağlıyoruz, yaşadığımız mağduriyete ve 35 çalışanımızın işsiz kalmasına tepki gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

Basından duyduğumuz kadarıyla Valilik bu binayı Kültür Sanat Merkezi olarak işletecekmiş, bizler 10 yıldır zaten bu fonksiyon ile burayı işletiyoruz. Valiliğimizin himayelerinde işimizi yapmaya devam etmekten de mutluluk duyarız, böylelikle 35 çalışanımız da işsiz kalmamış olur.’’ dedi.

(Haber: S.Ergin)

HATAY, FESTİVALE ONUR KONUĞU OLDU

İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle bu yıl 21’incisi düzenlenen Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali açılışında Hatay ili onur konuğu oldu.

Gerçekleştirilen açılışa, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe, Bayındır Belediye Başkanı Ufuk Sesli, İlçe Kaymakamı Mehmet Ali Öztürk, BAYÇİKOOP Yönetim Kurulu Başkanı Ersoy Sümerkan, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve parti yöneticileri katılım gösterdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla ulusal ve uluslararası ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başaran "Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali" renkli görüntülerle başladı.

Hatay'ın  "Onur Konuğu İl", Tekirdağ Süleymanpaşa'nın ise "Onur Konuğu İlçe" olarak katıldığı festival, geleneksel kortej yürüyüşünün ardından Bayındır ile Tekirdağ Süleymanpaşa halk dansları topluluklarının gösterileri ile devam etti.

Sadece tarımda değil çiçekçilikte de her zaman üreticinin yanında yer aldıklarının altını çizen Başkan Savaş, Hatay’da 3 bine yakın çiçek çeşidi ile 850 civarında tıbbi aromatik bitkinin de bulunduğunu belirterek Hatay’da yeni bir kooperatifin kurulduğunu ve Avrupa ülkelerine de çiçek ihraç etmek istediklerini belirtti.

Ayrıca EXPO 2021'e ev sahipliği yapacak Hatay'ın tıbbi ve aromatik bitkileri ile çiçek çeşitlerini tanıtma fırsatı bulduklarını da vurgulayan Başkan Savaş,  organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

(Haber Merkezi)


1 yıl, 5 ay önce / 04.05.2018 09:46:11   

“İKİ İYİ ÇOCUK” ÇOK İYİ

  Yakın dönemde konusu Antakya olan ya da Antakya’da çekilen çok sayıda dizi filmi izledik.  O filmlerden hiç birisi beni en son çekilen ve adı; “İki İyi Çocuk” olan sinema filmi kadar heyecanlandırmadı. Aksine o dizilerin çoğunda gerçek Antakya yoktu. İşlenmeye çalışılan hoşgörü teması bile oldukça yapay ve yavandı. Şehrin tarihi dokusunu, zengin kültürünü yansıtmaktan çok uzaktı o diziler. Hatta izlerken öfkelendiğimi z anlar dahi oluyordu. Yalan yanlış kurgularla; her türlü entrikanın kol gezdiği köhne bir kent tasviri yapılıyordu.

Yönetmenliğini hemşehrimiz Mehmet Demir Yılmaz’ın yaptığı ve Antakya’nın sevilen tiyatro sanatçısı Mesut Kurt’un da rol aldığı İki İyi Çocuk filmini yukarıda saydığım endişelerden dolayı daha çok merak ediyor ve bir an önce izlemek istiyordum.

Film gösterime gireli iki hafta olmuştu. Ha bugün ha yarın derken nihayet dün akşam izleme fırsatı buldum. Tek kelimeyle mükemmel bir filmdi. Hatta izlerken eleştirel gözle tüm ayrıntılara dikkat ederek acabalarla, kuşkularla izledim. Elbette bir sinema eleştirmeni değilim. Sadece izlerken bende uyandırdığı duygulardan hareketle; iyi, kötü ya da fena değil diyebilecek kadardır yapacağım değerlendirme. 

Sinemadan gelir gelmez, sıcağı sıcağına yazıyorum; baştan sona çok iyi bir filimdi. Konusu bizdik çünkü. Antakyalı komiser Murat’tı filmin kahramanı. O ki; bu şehrin gülü, her Antakyalının karşılıksız sevdiği iyi çocuk. Yaşı 40’a merdiven dayasa da o hala çocuk.

Ve Antekeli Mesut; içimizden biri, söylediklerine gülüp geçtiğimiz, gerçek değerini bilemediğimiz usta bir sanatçı. Umarım bu filmde gösterdiği performansın ardından değeri daha da iyi anlaşılır.

Şairimiz Ali Yüce ve bestekârımız Muhammet Hariri’nin hatırlanması da büyük bir vefa örneğiydi. Keşke Cemil Meriç’te olsaydı.

Özetle; İki İyi Çocuk,  çok iyiydi çook…


1 yıl, 1 ay önce / 14.09.2018 09:15:53   

REİS, HATAY’DA ESTİ GÜRLEDİ


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Mahallî İdareler Seçimleri kampanyası kapsamında İskenderun ilçesindeki mitinge katıldı. İskenderun Anıt Alanı’nda düzenlenen mitingde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç ve dış düşmanlara sert açıklamalar yaparak gözdağı verdi.

 Hatay ve İskenderunluları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir ayda ziyaret ettiği 37 il ve 12 ilçeden barış, esenlik, kardeşlik mesajları getirdiğini söyledi.

Reyhanlı’da 52 vatandaşı şehit eden katilleri de Suriye’de saklandıkları deliklerde bularak Türkiye’ye getirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi mahkemelerimiz döktükleri her damla kanın hesabını o alçaklardan tek tek soruyor. Aynı şekilde Gezi olaylarını planlayanlar, finanse edenler, 12 tane ağacı bahane ederek hükûmeti devirmeye çalışanlar da yargıya hesap veriyor. Artık Türkiye’de kimsenin işlediği suç yanına kar kalmıyor.

Sadece Reyhanlı katillerini değil, FETÖ’cü alçakları da kaçtıkları yerde buluyor yargıya teslim ediyoruz. Pensilvanya’daki şarlatanın parmağında oynattığı kuklalarına rağmen koro hâlinde bize iftira atan Kandil’in mızıkacılarına rağmen bu ülkede adaleti muhakkak tecelli ettireceğiz. Suriye’den Irak’a kadar ülkemize yönelik her türlü oyunu hem masada hem sahada bozacağız. Binlerce tır dolusu silahla donatılanları nasıl Afrin’de hezimete uğrattıysak, inşallah Münbiç’ten başlayarak güney sınırımız boyunca da bunlara hadlerini bildireceğiz. YPG bize saldırmaz diyen CHP’nin başındaki gafile rağmen Suriye’nin kuzeyinde ülkemiz karşıtı bir terör koridorunun oluşturulmasına fırsat vermeyeceğiz.” dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Taksim’de CHP ve HDP öncülüğünde bir araya gelen topluluğun ezan okunduğu sırada Ezan-ı Muhammediye’yi ıslıkladıklarını anımsatarak, vatandaşlara bunun görüntüsünü izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan “Ezan-ı Muhammediye’yi ıslıklayan nursuzlara, Cuma salasıyla dalga geçen edepsizlere” sandıkta Osmanlı tokadı vurmalarını istedi.

TÜRKİYE’Yİ GÜÇLENDİRECEK TEK BİR PROJELERİ DAHİ YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin boş teneke misali çok çıkardığını ancak Türkiye’ye dair vizyon, plan ya da fikirleri olmadığını belirterek, “Türkiye’yi kaldıracak, yüceltecek ekonomik, siyasi, ticari, askerî olarak güçlendirecek tek bir projeleri dahi yok. Her kamera gördüklerinde, mikrofonu ellerine her aldıklarında koro hâlinde bize saldırıyorlar, hepsi birden bize iftira atıyorlar. Vizyon boşluğunu, ufuk yokluğunu hakaretle kapatmaya çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’nin başını çektiği ittifakın Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayının “oy varsa yol var, oy yoksa yol da yok” diyerek vatandaşı azarladığı görüntüleri de meydandakilere izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Hatay’da bu adama haddini bildirmek görevimiz değil mi? Öyleyse çok çalışacağız ama bunun genel başkanı da genel başkan değil ki. Genel başkan olsa kalkar der ki ‘ya sen böyle nasıl dersin, nasıl böyle konuşursun?’ İnanın benim bir belediye başkanım böyle bir yanlış yapsa kapıya koyarım. Çünkü benim vatandaşıma, benim halkıma belediye başkanı böyle bir hakarette bulunamaz.

Türkiye son 17 yılda hangi başarıya imza atmışsa HDP’ye, CHP’ye, marjinallere, CHP zihniyetindeki bürokratik vesayete rağmen başarmıştır. Şimdi bu kardeşiniz Cumhurbaşkanı olarak 4,5 yıl Türkiye’nin başında. Şimdi ben size ne diyorum biliyor musunuz? İşte Hatay’da İbrahim Güler kardeşimizi Büyükşehir’e Belediye Başkanı yapalım. Ve değerli kardeşlerim, Fatih Tosyalı kardeşimi İskenderun’a Belediye Başkanı yapalım. Ve böylece Cumhurbaşkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı ve İskenderun İlçe Belediye Başkanı üçlü olarak buralarda mevcut eksikleri gidererek yeni bir İskenderun, yeni bir Hatay inşa edelim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda 31 Mart seçimlerine az bir zaman kaldığına işaret ederek, vatandaşlardan Cumhur İttifakı’nın adaylarına destek istedi.

(Haber Merkezi)


6 ay, 2 hafta önce / 12.03.2019 13:29:10   

Ergin Medya’yı ziyaret eden Saadet Partisi Antakya Belediye Başkan Adayı Fahri Serdar Özal YOLSUZLUK VE İSRAFA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Saadet Partisi Antakya Belediye Başkan Adayı Fahri Serdar Özal, Antakya’nın hak ettiği hizmeti alamadığını belirterek kaynakları verimli kullanacaklarını, yolsuzluk ve israfa geçit vermeyeceklerini açıkladı.

Özal, Ergin Medya’yı ziyaret ederek yönetim kurulu başkanı Sadullah Ergin ile seçim sürecini ve memleket meselelerini konuştu.

Antakya Belediyesi’nin borç batağında ve icralık olduğuna dikkat çeken Özal, düşüncelerini şöyle anlattı: “Bu seçimin bir yerel seçim. Cumhurbaşkanı seçmiyoruz. Beka sorunu varsa Antakya’mızda var. Antakya Belediyesi borç batağında ve icralık. Ben Antakyalı Hemşerilerime inanıyorum. Bu sefer hizmet erine, hizmet sevdalısına Antakya aşığına oy verecekler. Antakya Belediye Başkanlığına hizmet etmek için aday oldum. Antakyalı hizmet istiyor. Yerel seçimi genel seçim havasına sokmaya çalışanlara hemşerilerim gerekli cevabı verecek. Cumhurbaşkanı görevde ve hepimizin Cumhurbaşkanı. Bunu tartışan yok. Kendilerine oy alamadıkları için bu yola sokuyorlar. Ama bu sefer Antakyalı dürüst halkım kendisine hizmet yapan, güvendiği adaya oy verecek. Hayatımın her dönemi ve aldığım her görevde Dürüst Hizmet için aday oldum şimdide aynı ilke ve inançla Antakya Belediye Başkanlığına adayım. Antakyalım bilsin ki ‘Daima planlı ve programlı çalışacağız, işi ehline vereceğiz, yolsuzluk ve israfa geçit vermeyeceğiz, halkımın emanetine sahip çıkacağız, partizanlık ve ayrımcılık yapmayacağız, belediyede kapıları kaldıracağız ve gönlümüz her zaman ve herkese açık olacak, her işi hızlı doğru ve estetik biçimde yapacağız, hesap verilebilir ve şeffaf olacağız, halkımız ile bütünleşeceğiz, haksız rant sağlamayacağız.” dedi.

(Haber: A.Vahit Güraslan)


6 ay, 3 hafta önce / 08.03.2019 11:12:42   

EN ÇOK YATIRIM EĞİTİME

Hatay Valisi Rahmi Doğan, Hatay’ın çalışan katma değer üreten bir olduğuna vurgu yaparak “Çocuklarımızı geleceğe iyi hazırlayabilmek için modern tekniklerle etmemiz gerekiyor. En çok yatırım Milli Eğitim'e yapıyoruz” dedi.

 Vali Doğan, Samandağ Mahalle Muhtarlarının katılımı ile gerçekleşen buluşma toplantısında muhtarların sorunlarını dinleyerek çözümü noktasında ilgili kurum müdürlerine talimatlar verdi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Vali Doğan,  ‘Göreve başladığım günden beri her fırsatta kamu kurum müdürlerimiz ile muhtarlarımızı bir araya getirip ilçemizin sorunlarını dinleyerek, çözüm önerilerini birlikte değerlendiriyoruz. Böylelikle sorunları yerinde görüp çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz.

Samandağ için çok ciddi yatırımlar yapmaya çalışıyoruz. Bu yatırımlarla Samandağ daha güzel olacak. Çevre yolu da 2019 yılı ekim ayı itibariyle tamamlanmış olacak. Aynı zamanda Samandağ- Arsuz yolu bitmiş olacak. Burada tarihi, kültürel varlıklarımız var. İnsanlar Samandağ’ı merak ediyorlar. 2020 yılının yazında turizmin burada daha farklı olmasını bekliyoruz.  Tarımla ilgili yapılan çalışmalar var. Burası gerçekten bir tarım kenti, çok verimli topraklara sahip. Sağlıkla ilgili olarak da 75 yataklı hastane yatırımımız devam ediyor. Milli eğitimle ilgili olarak da oldukça iyiyiz. Çocuklarımızı geleceğe iyi hazırlayabilmek için modern tekniklerle etmemiz gerekiyor. En çok yatırım Milli Eğitim'e yapıyoruz. Hatay olarak çalışan katma değer üreten bir iliz. Buraya tüm kamu kurum müdürlerimizle birlikte geldik. “ dedi

Konuşmaların ardından muhtarlarımız söz alarak mahallelerinin ihtiyaçlarını ve taleplerini Vali Doğan’a ilettiler. Vatandaşlarımızın kendisine ilettiği sorun ve talepleri dinleyen Vali Doğan, kısa sürede halledilebilecek sorunların çözümüne ilişkin ilgili kurum İl müdürlerine talimatlar verdi.

Toplantıya Hatay Valisi Rahmi Doğan’ın yanı sıra Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, Samandağ Kaymakamı Murat Kütük, Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir, kurum il müdürleri, ilgili kuruluşların üst düzey yetkilileri ve muhtarlar katıldı.

Toplantı sonrası Vali Doğan, beraberindeki heyet ile birlikte geçen hafta yapım sözleşmesi imzalanarak yer teslimi yapılan ve inşaat çalışmaları başlayan Samandağ- Arsuz yolu inşaatında incelemelerde bulundu.

(Haber Merkezi)


6 ay, 2 hafta önce / 15.03.2019 10:16:38   

‘NE KADAR OY O KADAR HİZMET’ ANLAYIŞINA SON VERECEĞİZ

Cumhur İttifakı Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İbrahim Güler:

Cumhur İttifakı Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İbrahim Güler, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Kırıkhan Belediye Başkanı ve başkan adayı Ayhan Yavuz, MHP ve AK Parti Teşkilatları ile birlikte Amik Ovası Topboğazı mevkiinden başlayarak Kırıkhan’ın köy ve mahallerini gezdi.

Vatandaşla helalleşmeden anlaşma olmaz diyen Güler,  “Pazarlık yaparak olmaz, oy verin hizmet gelsin demekle olmaz. Bu sorunları çözmek bir belediyenin vaat değildir, asli görevi ve sorumluluğudur” sözü verdi.

Kırıkhan halkından büyük destek gören Cumhur İttifakı Adayı İbrahim Güler, özellikle vatandaşların Büyükşehirin sorumluluk alanında olan ‘’su sorunumuz var, yollarımız bozuk, alt yapımız yok” şikâyetlerini dinleyerek notlar aldı.

Cumhur İttifakı HBB adayı İbrahim Güler, yaptığı konuşmada ‘Yerel yönetimlerin yapacağı projelerle genel idarenin yapacağı projeleri bütünleştirdiğimiz zaman Hatay kazanacak. Biz buna inanıyoruz. Bunun için de tüm belediyeleri almamız lazım. Gündüz oturmayacağız, gece uyumayacağız, ev ev kapı kapı dolaşarak Cumhur İttifakının önemini anlatacağız. İnşallah 31 Mart'ta büyükşehir başta olmak üzere 15 ilçemizi alacağız" şeklinde konuştu.

Belediyecilik hizmetlerine değinen Güler, ‘Biliyorum ki burada uzun yıllardır söz verilmesine rağmen ihmal edildiniz. Hatay’ın 15 ilçesi kaderine terk edilmiş durumda. Belirsizlik tüm vatandaşlarımızı tedirgin ediyor. Dolayısıyla burada esas olan sağlam bir irade gerekiyor. O irade bizde, üretken gönüllü belediyecilikte var. Burada dikkat edeceğimiz husus şudur. Vatandaşla helalleşmeden anlaşma olmaz. Pazarlık yaparak olmaz, oy verin hizmet gelsin demekle olmaz. Bu sorunları çözmek bir belediyenin vaat değildir, asli görevi ve sorumluluğudur” sözü verdi.

Özellikle Kırıkhan kadınların ve gençlerin ilgi ve alakası ile karşılanan Cumhur İttifakı Heyetine kadınlar yaptıkları tatlı ikramlarında bulundular.

‘Herkesin oyuna talip olduğunu’ belirten Güler, milletin olan büyükşehir belediye kaynaklarını, devletin verdiği imkânları, Hatay’daki her mahalleye her vatandaşa adaletle ve eşitlikle ile sunacaklarını söyledi.

Kırıkhan programlarında ev sahipliği yapan MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, yaptığı konuşmada ‘‘Oyumuz HDP ile aynı sandığa girer mi? Aynı hanenin altına yazılır mı? Hısım akrabalık vatanın geleceği için hesaba bile alınmaz. İnanıyorum ki 31 Mart’ta sandıkları patlatarak Cumhur İttifakı’nın üstüne, ay yıldızlı bayrağımızı dikeceğiz’ ’diyerek konuşmasına son verdi.

(Haber Merkezi)


6 ay, 3 hafta önce / 05.03.2019 10:35:38   

28 ŞUBAT, DEMOKRASİYE VURULAN KARA LEKE

28 Şubat ‘Post Modern Darbe’nin yıl dönümünde demokrasiye yönelik tüm müdahalelerin bir insanlık suçu olduğunu haykırmak için dün AK Parti Hatay İl binası önünde bir basın açıklaması yapıldı.

 28 Şubat darbe girişiminin demokrasiye vurulan kara bir leke olduğu ifade edilerek “Güçlü Türkiye’nin güçlü yarınlarına milletimizle birlikte yürüyoruz.” Denildi.

Dün AK Parti İl binası önünde düzenlenen basın toplantısına AK Parti Hatay Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik, AK Parti İl Başkan Vekili Mehmet Ali Yanmaz, Kadın Kolları Başkanı Sara Gök, İl Gençlik Kolları Başkanı Şaban Kurt, İlçe Başkanları ve İnsan Hakları Birim Başkanlığı yetkilileri katıldı.

28 Şubat ‘Post Modern Darbe’nin yıl dönümünde demokrasiye yönelik tüm müdahalelerin bir insanlık suçu olduğunu haykırmak için bugün bir aradayız dinilen açıklamada daha sonra şu ifadelere yer verildi: “Darbeciler 28 Şubat’ta meşru bir iktidara karşı tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi gayrimeşru bir müdahalede bulundular. Bürokraside yer alan üst düzey yöneticilere haksız ve hukuksuz operasyonlar yapılarak sindirme politikası izlediler. Siyaseti bir araç olarak kullanarak toplumsal düzeni, özgürlükler ve demokrasi üzerine değil korku ve dayatmalar üzerine kurdular. Ülkemizi hukuk devleti olmaktan çıkarıp ideolojik zulümleriyle insanları değerlerine, inançlarına, kültürüne göre bölerek kategorize ettiler.

Demokrasi faciası yaşanan Türkiye’de dini inançları gerekçesiyle eğitim ve çalışma hakları başta olmak üzere sosyal ve ekonomik haklarından yoksun bırakılan bir nesil toplumsal hayatın dışına çıkartıldı. İnançlarının yükümlülüğünü yerine getiren başörtülü kadınlarımız bu nedenle bedel ödedi, çok acılar çekti. Bugün gözyaşları dindi yaralar kapandı ancak izleri asla silinmedi.

O gün hakları zorla elinden alınanlar, siyaset yapması engellenenler, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından edilenler bugün TBMM’de milletimize hakkıyla hizmet etmektedir.

Siyaset sahnesinden silinmesi için okuduğu şiir gerekçe gösterilerek ‘muhtar’ olmasına dahi tahammül edilemeyen Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugün milli iradeden aldığı güç ve inançla, vesayetçilerden, zulmedenlerden ve darbecilerden hukuk yoluyla hesap sormaktadır.

Aziz milletimiz 15 Temmuz alçak darbe girişiminde demokrasi destanı yazarak Anadolu topraklarında darbeler tarihine nokta koymuştur..

AK Parti Ana Kademe, Kadın ve Gençlik Kolları olarak bizler üzerimize düşen görevin farkındayız. 28 Şubat’ta ikna olmadık! O dönem yaşananları unutmadık, unutturmayacağız. 28 Şubat’taki mağduriyetlerin, çektirilen acıların, yaşatılan ayrılıkların acısı yüreklerde sonsuza dek kalacak. Demokrasinin kazanımlarını hepimiz sonuna kadar koruyacağız. Kinle ya da nefretle değil adaletle hareket edeceğiz. Devletimizi, bayrağımızı, istiklalimizi ve demokrasimizi koruyacağız.

28 Şubat müdahalesinden 22 yıl sonra güçlü demokrasisi ve artan özgüveniyle ilham kaynağı olan bir Türkiye var artık. Güçlü Türkiye’nin güçlü yarınlarına milletimizle birlikte yürüyoruz.” denildi.

(Haber Merkezi)


7 ay, 3 gün önce / 01.03.2019 10:04:30   

Daha Ne İstiyorsunuz ?

 İslam adına yola çıkanlar geçmişte hayal ettikleri ne varsa hepsini elde ettiler.   Tek başına iktidar olma, Mecliste istediği yasayı çıkarma gücü, yargının kontrolü, KHK yetkisi, bürokratik güç, devlet bütçesi, uzun yıllar iktidarda kalma, medya desteği, ne istiyorlarsa 17 yıldır hepsini elde ettiler. Hatta Devlet Bahçeli de gelsin bizi desteklesin dediler. Devlet Bahçeli bile “Reis ne derse o olur” dedi. Büyük Birlik geldi teslim oldu. Soylu ve Kurtulmuş geldi, teslim oldu. Peki, bütün bunları elde ettiler de ne oldu? Her yaptıklarında bir hikmet aranarak yaptıkları her hata alkışlandı.

Elbette güzel gelişmelerden örnek verebileceğimiz mesela başörtüsü sorunu çözüldü. Okul müdürleri “bizden/yandaş” kişiler oldu. Banka müdürleri cumaya gidenlerden seçildi. Yol, köprü, tüneller, stadyumlar, müzeler, hastaneler, adalet sarayları yapıldı.

Konuşmaya gelince güzel hamaset nutukları, One Minuteler, Eyy! diye başlayan çıkışlar, okunan Kur’an-ı Kerimler hoşumuza gitti.

Elde edilen bütün yetkilere rağmen milli ve manevi değerlerimizi tahrip edecek ne varsa hayatımıza girdi. Aile kurum perişan oldu. Evlilikler bitmeye, boşanma oranları önüne geçilmez bir hale geldi. Dindarlar faize alıştırıldı. Faiz dünya gerçeği oldu. Borç kat kat arttı. Kredi kartı kullanımı arttı. Milyonlarca insan hacizle karşı karşıya kaldı. Yandaşlar ihaleleri paylaşarak zenginleşti. Mücahitler müteahhit oldu.

Eğitimde kadrolaşma ile her şeyi çözeceklerini zannettiler ama iş çığırından çıktı ve eğitim yap-boza döndü.  Ahlaksızlıklar kitaplarda yer almaya devam etti. Okullar filim sahnelerine döndü.

Dış politikada sorun yaşamadığımız ülke kalmadı. Avrupa Birliği uğruna ne taviz varsa verildi. İslam birliği gündeme dahi alınmadı. Birlik yapacak İslam ülkesi kalmadı, hepsiyle bozuşuldu. ABD ile iş tutuldu. İslam ülkeleri Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde parçalandı. Projeye destek olarak eş başkanı oldular. İncirlikle ve daha birçok üsten, limandan destek verdiler.

İsrail ile her türlü anlaşmalar yapıldı. Kudüs bölündü, Şimon Perez TBMM’de alkışlandı. Papa Saray’a davet edip karşısında el pençe divan duruldu. “Her konuda aynı düşünüyoruz” denildi. Mavi Marmara davası 20 milyon dolara anlaşıldı.

Ülkede ne kadar fabrika varsa satıldı. Varlık fonu kurulup “IMF’ye borcumuz yok” lafı herkese yutturuldu. Ama uçan kuşa olan borç söylenmedi.

Üretimden çok tüketim politikaları esas alındı. Ülke açık pazar haline getirildi. Kapitülasyonlardan beter olundu. İğneden ipliğe her şey ithal edilir duruma geldi.

Elektrik, doğalgaz faturaları kabardı. Domatesten zeytine, bilumum ürünlerde enflasyon yüzde 60’a dayandı. Ama memura zam vermemek için enflasyon rakamıyla oynandı.

Cari açık rekor seviyede arttı. Doğru rakamları açıklayan İstatistik Kurumu Başkanı görevden alındı.

Yem, yakıt gibi girdiler ithal edildiği için fiyatlar fahiş oranda arttı. Çiftçi ürününü ekemez duruma geldi. Üretimi teşvik etmek yerine canlı hayvan ve karkas et ithal edildi.

Ülkede ne adalet kaldı ne kalkınma. Adalet endeksinde dibe vuruldu.

Korku imparatorluğu hâkim oldu, kimse eleştiremez oldu. Eleştirenler susturuldu.

İşsizlik her geçen gün arttı.

Yolsuzluklar, adam kayırmacılığı, ihaleye fesat karıştırma gündemden düşmedi.

Haklı haksız bir birine karıştı.

Cinnetler, cinayetler, fuhuşlar, madde bağımlılıkları rekor kırdı.

Milli piyango başta olmak üzere iddia, kumar teşvik edildi, çeşitlendirildi. Kısa yoldan zengin olma hayalleri insanları tembelleştirdi.

İsraf olabildiğine arttı. Makam araçları şatafatlar aldı başını gitti. Milyonlarca ton gıda çöplere atılır oldu.

  Ülkede eş cinselliğin önü açıldı. Konu uzmanlar tarafından tartışılacağına siyasi malzeme haline getirildi.

TV dizileri tahrip eden yayınlar ile genç nesli bozdu. Sabah kuşakları, bilmem ne adası yarışmaları reyting rekorları kırdı. Gizli ve yasak cinsellik aşk diye pazarlandı.

Tek doğru bizim doğrumuz deyip medya susturuldu ve tekelleşti. Kişinin kaderi, ülkenin kaderiyle aynileştirildi.

Dün söylediklerinin bugün tam tersini söylediler. (Ergenekon, Suriye Barış Süreci, FETÖ)  Bütün bunlara rağmen kendilerini desteklemeyenleri hain ilan ettiler. İnsanları kutuplaştırdılar, böldüler, parçaladılar,  kardeşliği zedelediler. Şimdi de seçim kaybetme ihtimalini beka sorununa çevirdiler. Yerseniz!


7 ay, 3 hafta önce / 05.02.2019 14:18:06   

TARİHTEN BİR KESİT: TEK PARTİ DÖNEMİ

Bir ülke düşünün ki;

Ekonomi çökmüş olsaydı, devasa bir devalüasyon olsaydı,

Hukuk ayaklar altına alınmış olsaydı, evrensel hukuk ilkeleri yerle bir edilseydi,

Etrafımızda bitmeyen bir savaş olsaydı, bizi de her an madden ve manen tüketseydi,

Terör olayları ve şehit sayımız her geçen gün artsaydı,

Şehirlerde bombalar patlasaydı, durakta bekleyen, evine ekmek parası kazanmak için yola çıkan, parkta oynayan, seyahat için tren garına giden insanlar bir daha evlerine dönemeseydi,

Avrupa Birliği Bakanlığı kurulsaydı, ne işe yaradığı da bir türlü anlaşılamasaydı,

ABD ile dost, müttefik, model ortak olunsaydı, İsrail ile bahar mevsimi yaşansaydı, akarsularımız, askeri tesislerimiz onlara açılsaydı,

Bütün rektörler resen CHP’li olsaydı,

Hâkimler, savcılar ve medya tekelleşseydi veya CHP yanlısı olsaydı,

Eğitim sistemi yap-boz tahtası gibi sürekli değişseydi, bir gün sonrasının sisteminden emin olunmasaydı,

Devler daireleri karşıt görüşlü olanlara kapalı olsaydı, hakkaniyet ve işini ehline vermek/liyakat yerine işe girecek olanlar CHP gençlik kolları, kadın kolları ve il veya ilçe merkezlerinden icazet alsalardı,

Ülke içi kontrolsüz bir şekilde gerek işsizlikten veya parasızlıktan gerekse kan davalarından doğudan batıya göçler artarak yaşansaydı,

Dünya hak ve adalet endeksinde ülke dibe vursaydı,

Fakirlik ve açlık sınırı tarihi rakamlara ulaşsaydı,

Döviz kuruna bağlı olarak bir gecede 100 binlerce insan borç batağına saplansaydı,

Kapanan işyerleri, satılan tesisler, betona yatırılan paralar, tarım arazileri yok olsaydı,

Yap-işlet-devret modeli ile garantili geçiş araç ve hasta sayıları verilseydi, bu da yandaş firmalara peşkeş çekilseydi,

vatandaşa TL diye goygoy yapılıp dolar üzerinden garantili ihaleler dağıtılsaydı, bir yandan da halktan dolar alıp satan terörist ve vatan haini ilan edilseydi,

Aydınlar sussaydı, Üniversitelerin özgürlük sorunu olsaydı,

Medyada sistematik ahlaki yozlaşma ve millete toplum mühendislikleriyle ayar verilseydi,

Suç oranlarında, tacizde ve çocuk cinayetlerinde artış olsaydı, uyuşturucu kullanma yaşı düşseydi, kadına şiddet uygulansaydı,

Kendi ülkemizde üretilebilecek olmasına rağmen, hemen her şeyin ithal edilseydi, cari açık bir türlü kapatılamasaydı, bütçe açığının ne olduğunu bir türlü öğrenilemeseydi, Sayıştay devre dışı kalsaydı,

Toplum kutuplaşsaydı, lüks yaşamın özendirilip, makam araçları, saraylar, köşkler vb. israflar olsaydı, kredi kart kullanımında artışlar ve hacizler patlasaydı…

Bu yazdıklarımızın birçoğu tarihimizde tek parti döneminde maalesef yaşandı.  Böylelikle sıralananlar bir noktada 1946'dan beri tarihe gömülen CHP iktidarının benzer bir kopyasıdır. Halk, Adalet Partisini iktidara taşırken daha dindar olduğu için mi destekledi sanıyorsunuz? Ülke batağa gidiyordu ve bunun müsebbibi iktidar partisiydi. Sadece ondan kurtuldu.

Bir varmış bir yokmuş CHP iktidardaymış...   Neler neler yaşanmış… Tanıdık geldi mi? Zaten bu CHP’den(!) bir şey olmayacağı belliydi.


1 yıl, 1 ay önce / 11.09.2018 12:41:40   

DEVLET BABA, ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLERİN YANINDA


Hatay Valisi Rahmi Doğan, İl Emniyet Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen Şehit Yakınları ve Gaziler ile iftar programında bir araya geldi. İlimizde devletin en üst düzey temsilcilerinin hazır bulunduğu iftarda birlik ve dayanışma tablosu oluştu.

 Milletimizin huzuru ve güvenliği için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden Emniyet Teşkilatı mensubu şehitlerin yakınları ile saygıdeğer gaziler için Antakya Polisevi’nde iftar programı düzenlendi.

Programa Vali Doğan ve eşi Gülden Gülüzar Doğan’ın yanı sıra 2. Hudut Alay Komutanı Albay Ahmet Gürbüz, İl Jandarma Komutanı Albay Uğur Ertekin, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, İl Emniyet Şube Müdürleri, şehit yakınları, gaziler ve aileleri katıldı.

İftar programı Nakib Camii İmam-Hatibi Musa Esatoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Okunan ezanla oruçlar açılarak hep birlikte iftar edildi.

İftarın sonrasında yapılan duanın ardından Vali Doğan konuşmada, ‘Bereketiyle gelen Ramazan ayı sizlerle bizleri bir araya getirdi. İftarlarımızda şehit ailelerimizle birlikte hüzünleniyorum. Bu hafta ilimizde iki şehidimizi ciğerlerimiz yanarak toprağa verdik. Allah onlara gani gani rahmet etsin. Şehit alilerimize ve gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.  Bizler her zaman sizlerle birlikteyiz. Kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz her zaman başımızın üstünde yeriniz var. Allah sizlerden razı olsun. Ben milletimiz adına tekrardan sizlere ve bu yemeğe ev sahipliği yapan İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk ve eşi hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum’  dedi.

Ramazan ayının manevi ikliminde oldukça sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşen iftar programında Vali Doğan, konuklarla yakından ilgilenerek sohbet etti.

(Haber Merkezi)


4 ay, 1 hafta önce / 14.05.2019 12:05:39