KATEGORİLER
RESMİ İLANLAR
PİYASALAR
Online Ziyaretçi| Günlük | : | 155 |
| Haftalık | : | 1199 |
| Aylık | : | 5686 |
| Toplam | : | 35086 |
Tarihi ve kültürel değerleriyle Hatay ilinin önemli bir hazine olduğu ve herkesin bu değere sahip çıkması gerektiği belirtiliyor.
Doğu Akdeniz'in Ortadoğu ile buluştuğu yerde bulunan Hatay'ın toplantı ve kongrelere ev sahipliği yapması da cazibesini arttırıyor.
Hatay birinci sınıf otel konaklama ve konferans tesisi zenginliği, Türkiye, Kıbrıs ve Dünya'nın belli başlı şehirlerine kolayca ulaşım, güzel dekorlar ve eşsiz manzara cazibesi sunmakta. Bütün bunlara, mükemmel bir iklim ve alternatif destinasyonlara göre çok daha düşük maliyet avantajı eklenmekte.
Hatay, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yakınlığı ve egzotikliği ile ideal bir destinasyondur. İstanbul ve Ankara´ya transfer bağlantısı ve direkt uçuş imkânıyla, Türk Havayolları ve diğer ulusal havayolu şirketlerince İstanbul´a bir ile iki saat içinde ulaştırılmak mümkün.
Rakipsiz dekoru ve mimari hazinelerinin zenginliğiyle Hatay, dünyanın en büyük turizm destinasyonları arasındaki yerini en kısa sürede alacaktır.
Amanos Dağları Doğa Turizmin en güzel mekânlarını sunarken, Samandağ, 12 km uzunluğundaki plajı ile deniz ve sıcak güneşin buluşma noktası.
Hatay, Akdeniz, Anadolu, Ortadoğu, Türk, Arap, Müslüman, Hıristiyan, Ermeni, Yahudi mutfağının ortak buluşma noktası ve tadına doyum olmayan yemekleri tatma fırsatı vermekte.
Hatay, Akadlar, Yamhad Krallığı, Hititler, Mısırlılar, Persler, Romalılar, Selçuklu, Osmanlı, Fransızlar ve daha nice medeniyete ev sahipliği yapmış, yaşayan medeniyetlerin yarattığı eserlerin bir kısmını koruyarak günümüze kadar taşımış.
Hatay, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden birisi olması özelliği ile tarihi, kültürel, arkeolojik, tüm yapı ve eserleri bünyesinde taşıyan bir kültür kenti özelliğini taşımaya devam ediyor.
(Haber: Hasan KAYA)

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Antakya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kuseyri, Avrupa Birliği - Türkiye Küresel İş Köprüleri Girişimi Eşleştirme Konferansı'na katılmak üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini temsilen 9-12 Haziran 2013 tarihleri arasında Tunus'ta yapılan konferansa katıldı.
Kuseyri, bu önemli toplantıda yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu:
Türkiye-AB İş Köprüleri Girişimi, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu'nun desteği ile Ekonomi Bakanlığımız Ve Birliğimizce yürütülmektedir. Proje hazırlık çalışmalarında, DEİK, TİM,TUSİAD yer almıştır. Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (EUROCHAMBERS) destek vermiştir. Mısır, Tunus ve Filistin iş dünyası “girişimin” bu ülkelerdeki odak noktaları olmuştur.
Yaklaşık 10 aylık bir çalışma sonucu, Türkiye ve AB üyesi ülkelerden 273 firmayı, değer zinciri yaklaşımıyla bir araya getirdik. Mersin, Adana ve İskenderiye'de yaklaşık 1800 iş görüşmesi gerçekleştirildi. Bu görüşmelerin devamı olarak, AB ve Türk firmaları Tunuslu firmalarla iş görüşmeleri yapmak üzere bugün burada bir araya geldi. Nihayetinde beklentimiz, firmalarımız arasında üçlü işbirliklerinin tesis edilmesidir.
Avrupa Birliği'nin temellerini siyasiler attı. Stratejiler geliştirdi; anlaşmalar imzaladı ve dünyanın en büyük barış projesi geliştirildi. Nitekim bu proje, geçen yıl Nobel Barış ödülü ile taçlandırıldı.
Biz, AB ve Türk iş dünyası temsilcileri olarak memnuniyetle ve gururla diyebiliriz ki, Avrupa Birliği bütünleşme modelinin merkezinde ekonomi vardır. Ekonomik entegrasyon vardır. Ve kısaca, Biz varız. İş dünyası var. Biz, İş dünyası olarak, ekonomik bütünleşmeyi, 1950'li yıllarda belki tahayyül bile edilemeyecek bir noktaya taşıdık.
Siyasilerimizin, ticarette, yatırımda, seyahatte kaldırdığı her sınır, iş dünyasının halklarımızı zenginleştirecek dev adımlar atmasına yaramaktadır. Biz yatırım yapmıyoruz, üretiyoruz ve ticaret yapıyoruz. Halkımız için istihdam üretiyoruz; zenginlik üretiyoruz. Halkımıza barış ve huzur dolu bir ortam oluşturma gayreti içindeyiz. Halklarımızın birbirini daha iyi tanıması ve yakınlaşması için köprü oluyoruz.
Şimdi bu birikimlerimizi bir araya getirmeye karar verdik. Ve gördük ki, aslında Türk ve AB üyesi ülkelerin sanayi ve ticaret yapısının tamamlayıcı halkaları son derece fazla. Aynı şekilde, Tunus, Mısır ve Filistin için, üçlü değer zinciri fırsatlarının da olduğunu gördük.
Rekabet alanları olduğu kadar, birlikte çalışma, birbirini tamamlama fırsatlarımız da çok. Bu tamamlayıcılık, ikili ilişkilerde olduğu gibi, bölgemizde, dönüşüm süreci yaşayan ülkelerde de son derece cesaret vericidir.
Kısaca, Türkiye-AB Küresel İş Köprüleri girişimi, Avrupa Birliği'nin, Türkiye'nin, Tunus'un, Mısır ve Filistin'in birlikte kazanacakları bir girişimdir. Sizlerin, bugün başlayacak görüşmeleriniz sonucu çok sayıda işbirliği fikri geliştireceğinize inanıyoruz.
Küresel kriz ve Tunus'la başlayan bu coğrafyadaki dönüşüm sürecinin ekonomiyle etkileşimini AB, Türkiye, Tunus, Mısır ve Filistin için fırsat olarak değerlendirmek adına bu girişim önemli bir adımdır. Bu girişim ile “kazan-kazan-kazan” durumu sağlanmaya çalışılmaktadır.
Tunus, ortak bir tarihe ve benzer kültürel özelliklere sahip olduğumuz önemli bir bölge ülkesidir. Afrika'nın istikrarlı, güvenli ve en yüksek rekabet gücüne sahip ekonomilerinden bir olarak değerlendirilmektedir.
Ülkeler arasındaki ticari ilişkilere bakınca, Tunus ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2012 yılında 993 milyon Dolar, Tunus ile AB ülkeleri arasındaki toplam ticaret hacminin 20.6 milyar Avro olduğunu görmekteyiz. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere üç taraf arasındaki ticari ilişkiler oldukça iyi düzeydedir.
2005 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması da Türkiye ile Tunus Cumhuriyeti arasındaki ticari ilişkileri şüphesiz geliştirmektedir.
Bölgesel işbirliği yolu ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi, işbirliği alanlarının çeşitlendirilmesi ve karşılıklı yatırımların artırılmasından geçmektedir. Bu doğrultuda, Tunus ile işbirliği içinde olduğumuz projelerden bir diğeri de Tunus'ta Türk firmalarının yer alacağı Organize Sanayi Bölgesi kurulması projesidir. Geçtiğimiz sene imzalanan protokol ile Ankara OSTİM organize sanayi bölgesinin örnek alınacağı bir OSB kurulması konusunda gerekli adımları atmış bulunmaktayız.
İşbirliği faaliyetlerimizin biri olan ve 27 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Türk-Tunus iş forumu kapsamında da Tunus Cumhurbaşkanı Sayın Moncef Mazrouki'yi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk.
Umuyorum ki bu girişim ile ticari ilişkilere katkı sağlayacaksınız.
AB ile birlikte, ikili düzeyde çok başarılı işlere imza attık. Ancak, yapabileceğimiz çok iş var. İkili düzeyde ve üçüncü ülkelerde çalış-mamız lazım. Yakın kom-şumuz, Mısır, Tunus ve Filistin başta olmak üzere dünyanın her yerinde birlikte iş yapabiliriz. Yapmamız da lazımdır.
Bu girişim ile ilk adımları atmış bulunuyoruz. Türkiye-AB İş Köprüleri Girişimin, önümüzdeki yıllarda yakın coğrafyamızdaki diğer ülkeleri kapsayacak şekilde genişletmeyi düşünüyoruz” dedi.
(Haber Merkezi)

11 Haziran tarihinde Hatay Valisi olarak 4 yılı geride bırakan Mehmet Celalettin Lekesiz, en zor dönem ve süreçte Hataylı vatandaşlarla kurduğu diyalogla sorunların çözümü noktasında kamuoyundan tam not almaya devam ediyor.
11.06.2009 tarihinde Amasya Valiliğinden Hatay Valiliğine atanan Lekesiz, 4 yıl içinde görev yaptığı dönemde Hataylıların takdirini kazanırken vatandaşlarda her konuda Valisinin yanında oldu.
Hatay'ın sınır ili olması yanında farklı bir mozaik yapısı içinde bir toplum profiline sahip olması ilimizi farklı kılarken, iki yıl önce başlayan Suriye krizi, ardından bir ay önce Reyhanlı'da yaşanan patlama olayı ve iki hafta önce Taksim Gezi Parkı'nın ilimize yansıması gibi önemli konularda Vali Lekesiz'in tutarlı yöneticiliği, bu büyük krizleri çözmede ve etkisini azaltmada etken rol oynadı.
Toplumun her kesimi ile yakın diyaloglar kuran, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle sık sık bir araya gelerek sorunların çözümü için ortak akılda birleşmeyi ön planda tutan Vali Lekesiz'in bu yaklaşımı kamuoyu desteğini de sağlıyor.
Üstün bilgi birikimi yanında en zor dönemde düzenlediği istişare toplantılarıyla Hatay ilinin menfaati için sağlıklı kararlar veren ve uygulama safhasında da işin takipçisi olan Vali Lekesiz, geride kalan 4 yıl içinde Hatay ilinde iz bırakan valiler arasına ismini altın harflerle yazdırdı.
GEÇMİŞİDE BAŞARILARLA DOLU
Hatay ilinde yaptığı görevinde 4 yılı geride bırakarak 5. hizmet yılına giren Vali M.Celalettin Lekesiz'in daha öncede geçmişi başarılarla dolu bir bürokrat olarak ismi dikkat çekiyor.
İşte bu konularda kısa bilgiler; Bürokrasinin Azaltılması, Tahditli Ticari Plakalı Araçların Türkiye Genelindeki Sorunları ve Çözüm Önerileri, İl ve İlçelerde Performans Denetimi Yapılması Konularında İnceleme ve Araştırma Raporları hazırladı.
Yurt dışında birçok toplantı, seminer, panel, kurs ve inceleme gezilerine katılıp, işbirliği projelerinde görev aldı.
Çeşitli kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri tarafından yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde; “Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat”, “Yılın Valisi”,“Yılın Bürokratı”, “Yılın İdarecisi” gibi çeşitli ödüller aldı.
(Haber: Sadullah Ergin)

Antakya Günyazı mıntıkası Toplu Konut Projesi'nde bulunan 956 adet TOKİ konut inşaat çalışmaları tamamlandı ve su sorunu da çözüldükten sonra, konutların TOKİ tarafından hak sahiplerine teslim edilmesi bekleniyor.
Antakya Günyazı Konut Projesi'nde 3+1 nitelikli 186 adet, 2+1 nitelikli 770 adet olmak üzere toplam 956 adet konut için; başvuruları kabul edilen vatandaşlarımızın konut belirleme kurası 01 Mart 2012 tarihinde, Antakya Kapalı Spor Salonunda yapılmasının ardından TOKİ konutlarının inşaat çalışmaları tamamlandı ve su sorunundan sonra konutlar teslim edilecek.
Bu arada yetkililerden edinilen bilgiye göre konutların TOKİ tarafından teslim edilememesinin nedeninin, TOKİ konutlarının belediye tarafından su aboneliği yapılamadığı, su aboneliğinin yapılamamasının nedenin de TOKİ konutlarına su verilemediği.
Antakya Belediyesi, bu eksikliği gidermek için bir çalışma başlatarak Saraycık Köyü mevkiinde bulunan su kuyularından su getirme çalışmaları başlatıldığı, Saraycık mıntıkasından TOKİ konutlarına kadarda birkaç kilometrelik mesafe arasında su isale hattı çalışmalarına başlandı. Bu çalışmaların tamamlanmasının ardından, konutların su ihtiyacı karşılanacak ve konutların su aboneliği yapıldıktan sonra, TOKİ tarafından konutların hak sahiplerine teslim edileceği, su isale hattı ve su deposu yapımı çalışmalarını da önümüzdeki günlerde tamamlanacağı öğrenildi.
(Haber: Hasan KAYA)
Adalet Bakanı ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, Pazar günü Reyhanlı İlçesinde düzenlenen AK Parti İlçe Danışma Meclisi toplantısına katılarak 76 milyon vatandaşın huzuru için çalışan iktidar olduklarını belirtti.
Reyhanlı ilçe binasında düzenlenen İlçe danışma meclis toplantısına Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İl Başkanı İsmail Kimyeci, Reyhanlı Belediye Başkanı Hüseyin Şanverdi, Reyhanlı İlçe Başkanı Mehmet Hacıoğlu, il genel meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri ile çok sayıda teşkilat mensubu katılım gösterdi.
Türkiye'nin bulunduğu coğrafya itibari ile çok önemli bir konumda olduğunu söyleyen Bakan Ergin, “Bu coğrafyada gerek Balkanlar olsun, gerekse Kafkaslar olsun, gerek Orta doğu, gerekse Kuzey Afrika olsun bu bölge içerisinde en istikrarlı, en yüksek hızla gelişen ve huzurun en yüksek olduğu coğrafya bizim coğrafyamızdır. Ama görüyorsunuz, süreçte bu huzura, bu gelişmeye, bölgede önemli bir potansiyel güç oluşturan Türkiye'nin bu ilerleyişine engel olma gayretleri var. Reyhanlı patlaması bunun bir adımıydı ama Reyhanlılıların sağduyusuyla, sabır ve metanetle hadiselere yaklaşımı ile önemli bir süreçte, çok örnek bir tavır ortaya koydu.
Bu metanetinizden, bu sağduyunuzdan, bu örnek yaklaşımınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum Allah sizden razı olsun. Tabi Reyhanlı patlamasıyla sağlamaya çalışılan ortam sağlanamadı. Bu defa başka vesilelere tevessül ediliyor. Ama biz bu ülkede 76 milyonun huzuru için hakça tüm özgürlüklerden istifade ederek, hukuk çerçevesinde, barış içerisinde yaşama iklimini kurmaya çalışan bir iktidarız” dedi.
2002-2013 yılları arasında Türkiye, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini başlattığını, Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olan Türkiye, Avrupa İnsan Hakları mahkemesinin kararlarını ve gereklerini yerine getirmek için çok önemli hamleler yaptığını dile getiren Bakan Ergin, “Böylesine bir Türkiye'yi daha özgür, daha güçlü, hukuk devletini daha muhkem hale getiren demokrasisini güçlendiren ve demokrasisini kesintiye uğratılamayacak hale getiren bir Türkiye'de ortaya atılan tezlerin tutarlılığının olmadığını görüyoruz. Hak arıyorsak, özgürlük arıyorsak, bunları ararken başkalarının haklarını ihlal etmememiz gerekiyor” diyen Ergin konuşmasını şöyle tamamladı; “Hak aramak özgürlüğü kutsaldır. Hak aranmalıdır, ama ben bu hakkı arıyorum diyerek komşuma zulüm eziyet yapma hakkına sahip değilim. Başkalarının hukukuna saygısızlık yapma hakkım yoktur. Benim özgürlük alanım sizin özgürlük sınırınızın başladığı yere kadardır. Ben sizin alanınıza müdahale ettiğim anda orada huzur kalmaz. Orada barış kalmaz. Orada adalet kalmaz. Onun için kamu otoritesi devlet bu sınırlara tecavüzü önlemek için vardır. Her bireyin kendi içerisinde önemli kıymetli değerli görüşleri vardır. Bu görüşler o bireyden sadır olduğunda onun açısından değerlidir, saygı değerdir. Ama benim görüşüm önemlidir diyebilirsiniz, bunu ifade edersiniz, ama benim görüşüme katılmazsanız ben şiddet uygularım dediğiniz anda toplumun huzurunu sabote etmiş olursunuz. Demokrasi dediğimiz şey, herkesin doğuştan sahip olduğu bu temel hakları özgürce kullanabilmesi ve fakat bunları meşru zeminde kullanabilmesi anlamını taşır.
Hak arayışımız meşru zeminin dışına çıktığında o anda meşruiyetini kaybeder. Onun için hak aramaya evet, evrensel hukukun gereklerini yerine getirmeye sonuna kadar evet, ama toplumda kaos oluşturacak adımlara hayır. Çarşıda esnafın camını çerçevesini indirmeye hayır, insanların arabalarını yakmaya hayır, evde ders çalışan çocuklarımızın çalışma ortamını sabote etmeye hayır, hastaların yaşlıların hukukuna müdahale etmeye hayır. Hak arama özgürlüğüne sonuna kadar evet. Ama meşru sınırlar içerisinde. Bir başkasının hakkını ihlal etme. O sınırı geçmeyeceğiz. Dile getirilen görüşler saygı değerdir, dikkate alınmalıdır, dikkate alıyoruz, ama tekrar ifade ediyorum, demokrasiler çoğulcu yapılar, fikirlerin serbestçe ifade edilebildiği, ama daha sonra bu fikirler içerisinden en çok itibar görenlerin uygulandığı ama azınlıkta kalanların da hukukunun korunduğu bir zemindir, çoğulcu demokrasi.
Bu ülkede çoğulcu demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi için gayret eden, 11 yıldır bunun mücadelesini veren bir siyaset kurumudur AK Parti. Bunu yaparken de milletin hukukunu korumakla yola başladık. 2002- 2013 bazında yapılmış olan faaliyetlere bir bakın. Bu ülkede egemenliği millete teslim etmek için mücadele etti AK Parti. Bu milletin üzerinde millete rağmen icraat yapmak isteyenlerin vesayet organlarını ortadan kaldırdı AK Parti. Yeter söz milletindir düsturunu hayata geçiren partidir, AK Parti. Yıllardır verdiğimiz mücadele sözün de, kararın da millete ait olduğu bir iklimini oluşturmak mücadelesiydi. Bu iklim oluşuyor. Ama tekrar dikkatinizi çekiyorum, hak arama meşru sınırlar içerisinde yapılmalı, o takdirde saygı değer olmayı sürdürecektir” dedi.
(Haber Merkezi)
YAZARLARIMIZ
Tarihçe