......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 277773
YORUM MANŞET
İLK DERS ZİLİ ÇALDI
İLK DERS ZİLİ ÇALDI

  İLK DERS ZİLİ ÇALDIHatay Valisi Rahmi Doğan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı ile Kisecik Şehit Bestami Güler Ortaokulu’nun açılışı vesilesiyle düzenlenen törene katıldı.

Vali Doğan ve beraberindeki heyet birlikte okulun açılış kurdelesini keserken, Vali Doğan 2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk ders zilini çaldı.

Şehit Bestami Güler Ortaokulu’nda gerçekleşen törene Vali Doğan’ın yanı sıra okula adı verilen Şehit Bestami Güler’in babası Osman Güler, Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Adnan Özkaya, Vali Yardımcısı Aydın Tetikoğlu, Antakya Kaymakamı Orhan Mardinli, Defne Kaymakamı Nevzat Şengök,  İl Jandarma Komutanı J. Alb Uğur Ertekin, İl Emniyet Müdür Vekili Tuncay Pekin, İl Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan, Kurum İl Müdürleri, HESOB Başkanı A. Kadir Teksöz, ATSO Meclis Başkanı Selahattin Eskiocak, siyasi parti temsilcileri ile öğretmen ve öğrenciler katıldı.

Törende Şehit Bestami Güler Ortaokulu öğrencilerinden Zehra Gök’ün “İlköğretim Haftası” adlı şiiri okumasının ardından okula adı verilen şehidimiz Bestami Güler’in özgeçmişi okundu.

İl Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan yaptığı konuşmasında “2019-2020 eğitim öğretim yılına 17 bini geçici eğitim merkezlerinde olmak üzere 430 bin öğrencimiz ve 22 bin öğretmenimizle başlıyoruz. 2019-2020 eğitim öğretim yılının öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm eğitim çalışanlarına hayırlı olmasını diliyor, Şehit Bestami Güler Ortaokulunun açılışına katılan tüm misafirlerimiz başta olmak üzere, Ankara’dan gelerek bize katkı veren Temel Eğitim Genel Müdürümüz Sayın Dr. Cem Gençoğlu’na, emrinde çalıştığımız süre içerisinde bize verdiği güven ve destekle çalışma azmimizi artıran siz Sayın Valimize şükranlarımı arz ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu 2019-2020 eğitim öğretim yılının açılışında Hatay’da bulunmaktan dolayı büyük bir heyecan duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında “Türk milleti olarak küresel anlamda belli bir konumda olabilmek ve ileriye doğru gelişme gösterebilmek adına bilimsel düşünme becerilerine sahip olan, yaratıcı düşünebilen, eleştirebilen, bilgi ve becerilerini davranışa dönüştüren bir nesil yetiştirmek Bakanlığımızın temel amaçlarından bir tanesidir. Bizler bu görev ve sorumluluğun bilinciyle topluma faydalı bir nesil yetiştirmek amacıyla eğitimin tüm paydaşlarıyla bir arada çalışıyoruz. Unutmamalıyız ki eğitimin esasında üç öğesi vardır: öğrenci, veli ve öğretmen. Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima onları yüceltmeye çalışan bireyler yetiştirmek eğitimin ana amaçlarından biridir.” dedi.

Konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Vali Doğan ise 2019-2020 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını temenni ederek “Bu eğitim öğretim yılında yeni bir nesil daha bugün okula başlıyor. Toprağa yeni tohumlar ekiyoruz. Bu çocuklar, ecdattan almış olduğu şuurla bu milleti geleceğe hazırlayacak çocuklardır. Bu yüzden çocuklarımızı çok önemsiyoruz, kıymet veriyoruz, onların iyi bir eğitim alabilmesi için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz.

2019-2020 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Çocuklarımıza başarılar diliyorum, öğretmenlerimize hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Okulumuzun açılışı da hayırlı olsun, tekrar teşrifleriniz için şükranlarımı sunuyorum.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Vali Doğan ve beraberindeki heyet birlikte okulun açılış kurdelesini kesti. Vali Doğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk ders zilini çaldı. Sonrasında sınıfları gezerek ders kitaplarını inceledi ve öğrenciler ile sohbet etti.

(Haber Merkezi)

Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR
Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR

 Hatay Valisi Rahmi Doğan: SINIRLARIMIZDA HER TÜRLÜ TEDBİR ALINMIŞTIR
Hatay Valisi Rahmi Doğan Türkiye Gazeteciler Hatay Temsilciliği ev sahipliğinde basın mensupları ile buluştu. Vali Doğan basın mensuplarının sorularını cevapladığı toplantıda geçtiğimiz günde Suriye sınırından yaşanan olaylarla ilgili açıklama yaptı.
Geçtiğimiz hafta sınırda bir hareketlilik olduğunu belirten Vali Doğan, sınırlarımızda her türlü tedbirin alındığını söyledi.

Vali Doğan sınırda yaşanan olayların tamamı Türkiye sınırı içerisinde olmadığı tüm olayların sınırın diğer tarafında tampon bölgede yaşandığını vurgulayarak şu şekilde konuştu: “Bizim Hatay sınırımız 288 kilometre kara sınıra sahip. Bizim komşularımız Güney’de rejim güçleri, hemen yanında İdlib’de Suriyeli Muhalifler var. Orada uluslararası anlaşmalar sayesinde gurupların getirildiği bir yer var. Hemen üst tarafımızda ise Afrin var. Koruduğumuz alan çok büyük. 2011 de Suriye de başlayan savaş ve bunun neticesinde muhalefet, radikal guruplar hepsi bir arada. Dolayısıyla çok sorunlu bir bölge. Biz ancak 288 kilometrelik bu sınırın tamamını gerek beton bloklarla, gerekse çeşitli fiziki güvenlik sistemlerle koruyoruz. Dolayısıyla sınırlarımızda her hangi bir açık yok. Çok uzun bir sınırın olmuş olması ve karşı da büyük bir kitlenin toplanmış olması bir risk. Şuan da İdlib’de 3 milyon 750 bin kişi civarında insan yaşıyor. Biz kontrol ettiğimiz Afrin’de bir sorun yaşamıyoruz. Bizim için en sıkıntılı bölge İdlib diye tabir ettiğimiz bölge. Burası sıkıştırılmış bir bölge. 2011’den önce İdlib de yaşayan nüfus 400 bin civarındayken bugün neredeyse on katına çıkmış durumda. İdlib’de savaş başladıktan sonra 10 kez yer değiştiren insanlar var. Bu insanların sıkışıp kaldığını söyleyebiliriz. 2018’de Cumhurbaşkanımızın Putin ile yapmış olduğu anlaşma var. Bu anlaşmayla İdlib’de 12 tane güvenlik noktası oluşturduk. Bu gözlem noktalarında şuan TSK unsurları yer almaktadır. Bu yerleri Hatay Valiliği olarak biz yaptık. Bu mutabakat çerçevesinde 4 milyon insanın içinde radikal unsurlar, provokatörlük yapan insanlar var, kargaşa çıksın isteyen insanlar var. Kimse boş durmuyor. 2018’de ki mutabakatın uygulanmaması adına herkes bir gayret içerisinde. İdlib bölgesindeki saldırılarda ciddi anlamda insan kaybı var. Böyle olunca tekrar göç hareketi başladı. Geçtiğimiz hafta sınırda bir hareketlilik oldu. Asıl protesto rejim protestosuydu. Birileri rejimin İdlib saldırılar adına gösteri düzenleyecekken bir takım ajanlar bunu sanki Türkiye’ye yönelikmiş gibi bir hale soktular. Birkaç gün öncesinden bildiriler dağıtarak insanları provokatör yaptı. Cilvegözü tarafından bir yürüyüş oldu. Biz kimseyi sınırdan almadık. 1 kişi olsa bile sınırdan almıyoruz. Kamuoyuna yansıyan ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin tamamı bizim sınırımızın içinde olan görüntüler değil. Olayların tamamı Cilvegözü sınır kapısının karşısında tampon bölge de meydana gelen olaylardır. Tabi biz tüm güvenlik güçlerimizde bunu önledik. Önlerken de şiddet kullanmadık. Su, TOMA ve gazla bunu engelledik. Sınırlarımızda her türlü tedbir alınmıştır. Bu sınırda toplanan insanlarında asgari ihtiyaçlarını, STK ve uluslararası örgütlerin desteğiyle gidermeye çalışıyoruz. Tabi bu sürede Rusya tarafından ateşkes ilanı geldi. Orada yapılan gösteriler amacına ulaşmıştı fakat burada insanlarımıza bir kaygı verilmeye çalışıldı.” dedi.
(Haber Merkezi)

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar: PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!
Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar: PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar:  PAYLAŞIMDA ADALET İSTİYORUZ!Hatay Memur-Sen İl Temsilciliği görüşülmekte olan memur maaş zammı ile ilgili" Emeğe saygı adalete davet" sloganıyla basın açıklaması yaptı.

Memur-Sen İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar ve sendika başkanlarını katıldığı programda 81 ilde olduğu gibi ilimizde de “Emeğe saygı, Adalete Davet” temasıyla sahaya indi.

Biz Hakem Kurulundan, refahın tabana yayılmasını, gelir dağılımında adaletin sağlamasını istiyoruz, biz, refahtan pay, paylaşımda adalet istiyoruz diyen Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, yaptığı konuşmada “Memur-Sen’in tekliflerinin tümü makul olmasına karşın maalesef kamu işvereni makbul tekliflerle gelmediğinden süreç uyuşmazlıkla sonuçlanmış ve Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gitmiştir.

Biz Memur-Sen olarak, süreç boyunca masanın ve müzakerenin önemine inanarak çözüm üretmeye odaklandık ve sürecin uzlaşmayla sonuçlanması için büyük bir özveriyle çalıştık.

Süreç tıkandığı anda bile “Gelin Hakem Kuruluna 3 günlük başvuru sürecini 1 güne indirelim ve müzakere sürecini 2 gün daha uzatalım, masada sorunları çözelim” dedik ama teklifimiz kabul edilmedi.

Dün dedik bugün de diyoruz: Memur-Sen’in teklifleri milletin talepleridir. Çünkü bu teklifler milletin maşeri vicdanında makes bulmuş adil ve hakkaniyetli tekliflerdir.

Bu nedenle, Kamu İşvereninin, Merkez Bankasının gerek beklenti anketinde gerekse kendi tahmininde ifade ettiği rakamların altında kalan tekliflerle gelmesini kamu görevlilerinin emeğini değersizleştirmek olarak görüyor ve algılıyoruz.

Maalesef, Hakem Kuruluna gitme süreci de Kamu İşvereni tarafından hakkaniyetli yürütülmemiştir. 20 günlük, adeta insanüstü çabalarla görüşülerek üzerinde uzlaşma sağlanan azımsanmayacak sayıda kazanımlarımız Hakem Kuruluna giderken yok sayılmıştır.

Yasanın açık hükmüne aykırı bir şekilde; uyuşmazlık tutanağı düzenlenmeden, bu konuda bağlı sendikalardan hiç biriyle görüşülmeden ve sanki sendikalar imzadan kaçmışlar gibi tespit tutanağı tutulmuştur.

Şayet, kamu görevlilerine teklif edilen zam oranları alın terimizin hakkını teslim eden bir düzeyde olsaydı, enflasyon karşısında eriyen alım gücümüzü güçlendirseydi, ülkenin ekonomik tablosu ve hükümetin açıkladığı rakam ve hedeflerle uyumlu olsaydı elbette Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gitmeye gerek kalmaz ve tarafların tümü için memnuniyet üretilmiş olurdu.

Bir kez daha buradan güçlü bir şekilde vurgulamak istiyoruz: Kamu görevlileri olarak bizlerin asla kabul edemeyeceği tavır, alın terimizin değersizleştirilmesi, taşıdığımız misyonun görmezden gelinmesidir. Milyonlarca insanı ilgilendiren genele ve 11 hizmet koluna ilişkin ve her biri bir sorunun çözümü, bir mağduriyetin giderilmesi anlamına gelen toplam 650 teklifimizin Hakem Kurulu tarafından dikkate alınmasını istiyoruz.

Biz Hakem Kurulundan, refahın tabana yayılmasını, gelir dağılımında adaletin sağlamasını istiyoruz. Biz, refahtan pay, paylaşımda adalet istiyoruz. Biz, kamu görevlilerinin yaşam standardını yükseltecek, emeğin hakkını takdir edecek bir karar bekliyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra yapılan bu ilk Toplu Sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanarak her ne kadar Hakem Kuruluna gitmiş olsa bile, Hakem Kurulunun bu ülkenin bütçesi ve cüssesiyle ve de kamu görevlilerinin beklentileriyle uyumlu bir hüküm ortaya koyacağına inanıyoruz.

Çünkü Memur-Sen olarak biliyor ve diyoruz ki Türkiye; varlığının ve güvenliğinin teminatı olan kamu görevlilerinin maaş, ücret ve alım gücünü yükseltecek ekonomik güce, siyasi özgüvene, politik perspektif ve bilince fazlasıyla sahiptir” dedi.

(Haber: A.Vahit Güraslan)

TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLMemur Sen Hatay İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar, hükümetin açıkladığı zam oranlarını kabul etmenin mümkün olmadığı belirterek “Hükümet; bu teklifin, Yeni, Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerini ve gerçeklerini yok sayanlara can suyu vermek, kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeme kararından da açıkça vazgeçmek olduğunu görmelidir.” dedi.

Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, şube başkanları ve üyeleriyle birlikte sendika binasında yaptığı acıkmada yapılan zam teklifini kabul etmediklerini, yeni ve makul teklifler beklediklerini söyledi.
Hükümet, kalkınmayı önemsediğine, adaleti öncelediğine dair ispatı ve icraatı, toplu sözleşme masasına sunduğu yeni teklifle hem teyit hem de tescil etmelidir diyen Memur-Sen İl Temsilcisi Bayrakdar, açıklamasına şöyle devam etti: “Hükümetin masaya sunduğu ilk teklif; “Güçlü Türkiye imkânsız”, “Büyük Türkiye anlamsız” ve “Yeni Türkiye gereksiz”  fikri sabitinde debelenenler dışında hiç kimsenin aklına yatmaz, gönlünü rahatlatmaz.  Hükümet; bu teklifin, Yeni, Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerini ve gerçeklerini yok sayanlara can suyu vermek, kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeme kararından da açıkça vazgeçmek olduğunu görmelidir. Daha da önemlisi Hükümet, kalkınmayı önemsediğine, adaleti öncelediğine dair ispatı ve icraatı, toplu sözleşme masasına sunduğu yeni teklifle hem teyit hem de tescil etmelidir. 
Memur-Sen Konfederasyonunun ve yetkili sendikalarımızın toplu sözleşme teklifleri; teşkilatımız, üyelerimiz ve kamu görevlilerimiz tarafından duruma uygun, çözüme matuf, içeriği makbul, maliyeti ve mahiyeti makul teklifler olarak kabul gördü. 
Hükümetin masaya sunduğu 2020 ve 2021 yıllarında maaş ve ücretlere yansıtılacak artışlara ilişkin teklifini hatırlayalım; 2020 için % 3,5 + %3 ve 2021 için %3 + % 2,5… Bu oranlar; Hükümetin açıkladığı ekonomik hedeflerle uyumlu değil. Bu oranlar, Hükümet tarafından deklare edilen enflasyon tahminleri ve beklentilerine uygun değil. Hükümetin teklifi, faiz oranlarındaki düşmeyi, kurdaki aşağı yönlü hareketi, elektrik, doğalgaz ve diğer bazı temel ürünlerin fiyatlarındaki yukarıya yükselişi doğrulamıyor ve aksine yok sayıyor. 5. Dönem Toplu Sözleşme masasına dün itibariyle sunulan Kamu İşvereni teklifi; “kamu görevlilerine büyümeden pay vermeme haksızlığı” sona ermesi gerekirken aksine “kamu görevlilerine bütçeden pay vermeme hastalığı” eklenme çabası olarak da görülebilir. 
5. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde Kamu İşvereninden gelen ilk teklifin anlamı; 2020 için yıllık toplamda  %6.60, 2021 için yıllık toplamda  %5.57 oranın da zam yapılması, iki yıllık toplamda ise  %12,54 oranında maaş ve ücretlere artış yansıtılmasını teklif etmektir. Biz, eski Türkiye’nin vehimlerinden beslenen değil Yeni Türkiye’nin güvenine yaslanan bir teklif istiyoruz. 
Türkiye’nin gücüne bizim kadar inanılırsa, Türkiye’nin büyüklüğüne bizim kadar itibar edilirse, 
Türkiye’nin yeni paradigmal çerçevesi bizim gibi anlaşılırsa; anlaşmamızda, adil paylaşmamızda, birlikte ve huzur içerisinde yaşamamızda çok daha kolay karşılanacaktır.
Biz, örgütlü gücümüzü yetersiz tekliflere tepki vermekten kaçınmayız. Fakat biz örgütlü gücümüz için değil hak ettiğimizi bize teslim edecek teklifleri takdir etmek için kullanmak istiyoruz. 
Yeni bir teklif ve yeni bir eşik bekliyoruz. Türkiye’ye inanıyor ve Türkiye’nin gücüne itibar ediyoruz. 
Memur-Sen Hatay İl temsilciliği olarak ilimizdeki Memur-Sen teşkilatlarıyla birlikte toplu sözleşme sürecini yakından takip etmeye, bizleri memnun edecek her konuda destek, üzecek ve gerecek her konuda tepki vermeye hazır olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. 
Diğer taraftan ilimizdeki parti yöneticilerinin, belediye başkanlarının özellikle iktidar partisine mensup milletvekillerinin toplu sözleşme noktasında sorumluluk almalarını Hükümet kanadına yönelik baskı ve beklenti iradesi oluşturmak noktasında bizlerle birlikte hareket etmeleri çağrısında bulunuyoruz. 
Emeğin hakkının verilmesi noktasındaki niyet ve gayretlerimizde bereket, irade ve çalışmalarımızda örgütlü güçten neşet eden kudret temenni ediyoruz.” dedi.
(Haber: A.Vahit Güraslan)

Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama… 35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?
Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama… 35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?

Tarihi Meclis Binası Kamulaştırıldı Güzel Ama…  35 ÇALIŞAN İŞSİZ Mİ KALIYOR?Hatay’ın Türkiye topraklarına katılma kararının alındığı tarihi meclis binası geçtiğimiz ay Hatay Valiliği’nin almış olduğu karar doğrultusunda otuz milyon liraya kamulaştırılmıştı. Bu gelişme kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Ancak, Meclis binasında Kültür Sanat Merkezi olarak hizmet veren işletmeciye gönderilen tebligatta Ağustos ayı sonunda binanın boşaltılması istendi.

  Güneyler Grup adına konu ile ilgili gazetemize açıklamada bulunan Mehmet Güney, restorasyonunu tamamlayıp 2009 yılında yeni haliyle hizmete açtıkları tesisin dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından törenle açıldığını hatırlatarak şu bilgilerde bulundu: ‘’Her ne kadar zamanlama ve yöntem hatalarının olduğunu düşünsem de aslında bizler kamulaştırmaya karşı değiliz; Zira şehrin simgesel yapılarından biri olan bu özel binanın Devletimizin uhdesinde kalması beni ve vatandaş olarak herkesi mutlu etmiştir. Lakin gerek sözleşmemizden doğan müktesep haklarımızın iptali, gerekse işletme hakkımız olan 8 yıl gözetmeksizin 60 gün içinde tahliyemizin istenmesi, alternatif bir çözüm sunulmadan ve alternatif bir çözüm bulma müsaade süresi tanınmamış olması, 35 Çalışanımızın bu şekliyle işsiz kalacak olması, telafisi mümkün olmayan maddi manevi zararlar açacaktır. Bölge Milletvekillerimizin sürecin başından buyana “Sizleri Mağdur etmeyeceğiz” sözlerinin tahliyeye günler kala halen somut bir adım atılmamış olması en başta 35 çalışanımız ve ailelerini bu zor ekonomik şartların yaşandığı günlerde derin bir endişeye ve üzüntüye sevk etmiştir.

Bizlere, ‘Gidin bina sahibinden zarar ziyanınızı alın’ denildi. Gerekli davaları açtık lakin artık resmi muhatabımız Hatay Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı’dır. Yaşanılan mağduriyetin biran önce giderilmesini istiyoruz. Bizler binanın kamulaştırılmasına tepki göstermiyoruz.

Bizler Şehrimizde sanatı yaşatıyor kafe kısmıyla insanların nezih bir ortamda sosyalleşmesini sağlayarak aynı zamanda istihdama katkı sağlıyoruz, yaşadığımız mağduriyete ve 35 çalışanımızın işsiz kalmasına tepki gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

Basından duyduğumuz kadarıyla Valilik bu binayı Kültür Sanat Merkezi olarak işletecekmiş, bizler 10 yıldır zaten bu fonksiyon ile burayı işletiyoruz. Valiliğimizin himayelerinde işimizi yapmaya devam etmekten de mutluluk duyarız, böylelikle 35 çalışanımız da işsiz kalmamış olur.’’ dedi.

(Haber: S.Ergin)