......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 298115

CEMİL MERİÇ VE SOSYOLOJİ

Yazar : | Tarih : 1 ay, 3 gün önce / | Görüntüleme : 680
CEMİL MERİÇ VE SOSYOLOJİ
Cemil Meriç, “Taraf tutmayan insan, şahsiyeti felce uğramış insandır. Kimse tarafsız değildir ve tarafsız bir sosyoloji de yoktur.” diyerek sosyolojinin tarafsız bir ilim olduğunu söyleyenlerin yanılgına işaret eder.1

  Kabul etmek gerekir ki Batı toplumunda egemen olan değer, güç ve onun dayandığı ideolojilerdir. İdeoloji denilen mülevves kavram da, sadeliği, duruluğu, saf ve temizliği ifade etmediği, incelendiğinde anlaşılacaktır. Bu kavrama baktığımızda, neredeyse bütün ansiklopedilerde onunla ilgili şöyle bir tanıma rastlamak mümkündür:

“Bir topluma ve veya toplumsal sınıfa has düşüncelerin tümüne ideoloji denir.”2 İdeoloji, metafizik muhtevasından sıyrılmış bir felsefe olduğu, ideologların ise, bilginin kaynağını duyu organlarının faaliyetleri ve akıl yürütmeyle sınırlandırarak, vahyi inkâr ettikleri ifade edilmektedir.3

Cemil Meriç, “İdeoloji, çağımızın anahtar kelimelerinden biri… vuzuhu kilitleyen bir anahtar”4 derken, aydınlarımızın da bu kavramı tanımlamadaki teşevvüşlerini mazur görmekte, çünkü bu mefhumun kendisinin kaypak ve karanlık olduğunu söylemektedir.5 Bir kelimeyle 1950’lere kadar hiçbir sözlüğün, ideolojinin sosyal ve politik manalarını vermediğini, Batı’nın tek büyük Sosyal İlimler Ansiklopedisi’nde (Encyclopedia of the Social Sciences, 2. bs. 1949) ideoloji kelimesinin olmadığını belirtmektedir.6 Ayrıca bilgi sosyolojisinin üç anahtar kavramının, ideoloji, mit ve ütopya olduğunu söyler ve Mannheim’e göre ideolojinin gayesinin mevcut düzeni devam ettirmek olduğunu, ütopyanın ise, mevcut olmayan bir düzeni savunduğunu nakleder.7

       Cemil Meriç de, ortaya koyduğu verilerle sosyolojinin tarafsız olmadığını, ideolojilere kurban edildiğini iddia eder, Herbert Spencer’in, sosyolojinin az gelişmiş, geç gelişmiş olmasını 10 sebebe bağladığını; bunların başında ise önyargıların geldiğini söylediğini ifade eder. İdeolojilerin de kilise gibi yobaz yetiştirdiğini, taraf tutmayan insanın şahsiyetinin felce uğramış insan olduğunu, hatta kimsenin tarafsız olmadığını ve dolayısıyla tarafsız bir sosyolojinin de olmadığını söyleyerek sürdürdüğü açıklamasında:

“Sosyal bilimlerle uğraşan her insanın alacağı ilk ders, sosyal ilimlerin relatifliğidir. Boukharine, ‘Her sınıfın ayrı bir ilmi vardır’ derken, belki biraz mübalağalı bir hüküm veriyor, ama sosyal ilimler kadar yalanın cirit oynayabileceği saha yoktur. Bütün sosyal ilimler, insan denen, dişleri ve tırnakları henüz sökülmemiş olan o mahlûkun suç ortaklığını yapmaktadır. Sosyoloji, biyoloji değildir. Parça parça sosyal ilimler vardır. Çünkü insanı kinlerinden, sevgililerinden soyamayız. Sosyolojinin bize kazandırdığı ilk vasıf, demystification, hakikati yalanlarından soyabilmektir.’8 ‘Sosyolojinin en büyük keşiflerinden biri, bir ideoloji olabileceğini kabul etmesidir.’9 ‘Bütün cemiyeti kucaklayan bir Sosyolojiden bahsedilemez, ancak bir palier'ler (basamaklar) sosyolojisinden bahsedilebilir.’10 ‘Sosyolojinin en büyük sezişi içtimai hadiselerin plüralizmine inanmaktadır. Bir sosyoloji yok, birçok sosyoloji vardır.’11 ‘Her sosyolog bir davanın, bir dünya görüşünün adamıdır.’”12

Cemil Meriç’e göre “Sosyoloji endüstriyel toplumun çocuğudur. İnsan düşüncesine hürriyet getirir, sacre (kutsal) tanımaz… Eğer sosyolog uzviyetine hâkim olan geleneğin zincirlerini koparamıyorsa, ilmi gelişmez.13 demektedir.

          Cemil Meriç, sosyolojiyi yeni bir teoloji olarak değerlendirir; Batı ideolojisi. Buna dayalı olarak Batı’daki sosyologların hepsinin, aslında aynı yolun yolcusu olduklarını, söyler. Birbirinin zıddıymış gibi görünseler de. Yaşadıkları içinden çıkılmaz krizlere çıkış yolu bulabilmek için çırpındıklarını, buna çare bulabilmek için de her birinin başka bir koldan çalıştıklarını; gayelerinin bir, hedef ve amaçlarının bir olduğunu; onun da Hristiyan Batı toplumunu ayağa kaldırabilmek olduğunu ifade eder.14