......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 298113

İNSANLIĞIN KORONA İLE İMTİHANI!

Yazar : | Tarih : 5 ay, 3 gün önce / | Görüntüleme : 728
 İNSANLIĞIN KORONA İLE İMTİHANI!Endişeli, stresli günler yaşıyoruz toplum olarak. Neredeyse umudumuzu kaybetmekle karşı karşıyayız.

 Nasıl oldu da birden bire böylesine can sıkıcı bir ortamda kendimizi bulduk? Hiç beklemiyorduk değil mi? Her şey yolunda giderken, önümüze arkamıza bakmadan hayatımızı keyfimizce sürdürürken her şey güzeldi, işimiz de tıkırındaydı, gerisine bakmaya ne gerek vardı! Hiç düşünmedik, aklımızdan bile geçirmedik, gerek de duymadık; komşumuzun derdi varmış, hastaymış, açmış tokmuş bizi hiç ırgalamadı, ırgalamıyordu. Düzenimizin böyle sürgit devam edeceğini sandık. Ancak, yanıldık ki nasıl! Altı üstü bir virüs, ne çıkar bundan! Hani pozitivizmin zirve yaptığı bir halle övünüyorduk. Hani bilimle her şeyi çözebiliyorduk. Hani uzay çağında yaşıyorduk diye diye burnumuz Kaf dağından aşağı inmiyordu. Nemrud’u da yıkan küçücük bir sinek değil miydi be hey şaşkın insanoğlu?

Dünyayı kemirmekten keyif alan Emperyal Güçler, Firavun'un tüm özelliklerini taşıyan kan emici vampirler, bütün zorbalığınıza rağmen yaşanan mini minnacık bir musibet karşısında elleriniz ayaklarınız birbirine dolaştı. Nutkunuz tutuldu. Sesiniz soluğunuz kesildi. Ne oldu size böyle? Asıp kesiyordunuz, sesiniz evrenin öbür ucundan duyuluyordu? Yaslandığınız güçlerin acizliği içinde debelenmeye başladınız!

Bu hal nedir biliyor musunun değerli okuyucular? Sanki kıyamet ve hesap günü yaşanıyordu. Ufacık bir bela karşısında insanlar birbirini unuttu ve herkes kendi derdine düştü. Bakın İtalya, Korona belası karşısında en güvendiği, sırtını yasladığı Avrupa Birliği'nden istimdat ederek yardım istedi. İstedi de ne oldu? Avcunu yaladı. Vermediler, oralı bile olmadılar. Almanya, Fransa, solunum cihazı bir yana, maske bile vermedi... Hani ortaklardı! Dostluk, müttefiklik, ortaklık... Hepsi hak getire, hepsi lafta. Bunlar dara düşmeye görsün, çocuklarını bile yerler. Ufacık bir virüs, nereden neşet etmiş olursa olsun, orası hiç mühim değil, mühim olan dünyanın aldığı şekil, Avrupa’nın/Batı’nın dehşetengiz telaşı ve bu haldeki en yakınına karşı bile bencilliği… Maskeleri düştü. Hani diyordu ya Mehmet Akif:

"Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...

Medeniyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz."

Peki, anlı şanlı ABD ne yaptı? Tabii ki, ondan da yardım istediler, ancak o da vermedi. Oralı bile olmadı. Kim koştu yardımına? İtalya'da çalışan ucuz maliyetli on binlerce işçisi olan Çin koştu yardımına; doktorlarla, hemşirelerle ve mühimmat olarak solunum cihazları ile... Her şey normal ve yolunda giderse kendisini "süper güç" zanneden G8 üyesi İtalya, acizliğin umutsuz yüzüyle şu an çırpınmakta... (Yılmaz Özdil, 17 Mart 2020, 'İtalya' başlıklı yazısından)

Zalimlerin dünyasında yaşayan insanlığa reva görülen zulümler üzerine biraz tefekkür, varoluş hikmetine azıcık bir nazar, olup bitenleri yorumlamak çok zor olmasa gerektir. Bu pencereden baktığımızda belki de sahile vuran onlarca çocuk ve yüzlerce masumum cesedinin bedelidir bu yaşananlar, bu olup bitenler... “Rabbim, İçimizdeki düşüncesizler yüzünden bizleri helak eder misin?” (A’raf: 155) Karunların, Firavunların ve dahi Nemrutların zulümlerinin karşılıksız kalacağını zannedenler ve onların şaşaalı, göz alıcı sahte güçlerine kapılan zavallı insanlar, zulme karşı duyarsız olmalarının ibretlik sonuçlarından birisidir sadece bu minnacık virüs.

Ne oldu gücünüze,Ne oldu tumturaklı sözlerinize ve eylemlerinize, Ne oldu Tanrıyı yok sayan,  görmezlikten gelen müstağni halinize, Ne oldu sizi uçuracak zannettiğiniz biliminize?

İnsana, hayata sıkıntı vermekten başka marifeti olmayan mütekebbir Batı'nın bu halini Nietzsche'den daha iyi anlatan kim olabilir?

Nietzsche, Modern (çağdaş) insanın, evrensel sürecin piramidi üzerinde azametle ve mağrur bir şekilde durduğunu, bilgisinin kilit taşını da üstüne koyarak ve her yönden kendisine boyun eğen doğaya karşı, kibirli bir şekilde çıkıştığını ifade etmektedir. Kendisinin ereğine vardığını ve onun erek olduğunu, sonuna ermiş yetkin yaratık olduğunu, bu yüzden de tümüyle doğa olduğunu dile getirerek eleştirir. 19. yüzyılın Avrupa’sını ve Avrupalı’sını mağrurlukla ve burnunun büyük olmasıyla itham eder. Üstenci tavrıyla çok gürültü ettiğinden söz eder. Kibirli olmanın aldanışıyla, bilgisinin doğayı kuşatamayacağını, kendi doğasını kendisinin öldürdüğünü, mevcut bilgiyle bir şeyler yapabileceği, göğe de yükselebileceği ancak bütün bunlara rağmen kaosa düşmekten kurtulamayacağını, yaşamak için de örümcek ağlarından başka hiçbir dayanağının kalmadığını, onları da bilgisinin yaptığı her yeni atılımın o örümcek ağlarını da parça parça etmekte olduğu konusunda önemli uyarılarda bulunur. (Nizameddin Duran, Nietzsche üzerine Yüksek Lisans Tezinden)

Yaşanan evrende tüm olumsuzluklara, işlenen cinayetlere uygulanan zulümlere sessiz kalanları, kendilerini asude bir hayatın beklediğini sanıyorlarsa yanıldıklarını başlarına gelecek çok acı tecrübelerle anlayacaklardır, ama o zaman çok geç kalınacaktır. Oysa ilahi uyarı çok erkenden olmaktadır, ibret alanlar için: “Öyle bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir). Bilin ki Allah’ın azabı çetindir.” (Enfal:25)

Allah’ın adaleti ve takdiri karşısında Korona ne ki, ister bilinçli çıkmış/çıkarılmış olsun, ister bilinçsiz, her şeyi bir ölçü üzerine yaradan Allah’ın her takdirinde nice hikmetlerin olduğu unutulmamalıdır. Önemli olan bizim ne yapıp ettiğimizdir.